Translate
Louvre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Louvre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ağustos 2010 Pazar
Eski Mısır inanışında gök tanrıçası...
Mısır mitolojisinde tanrıça Nuit (veya Nut), Shu ve Tefnut' un kızları, Geb' in karısı, yeryüzünün tanrısıdır. Gündüz gökyüzünün ve bulutların yaratıldığı yerin tanrıçasıdır. Daha sonraki dönemlerde, yalnızca gündüz değil genel olark gökyüzünün tanrıçası oldu. Güneş ve Ay onun vücudu etrafında dolaşarak, gündüz ve geceyi meydana getirirlerdi. Nut' u gökyüzünde Hava Tanrısı olan Shu tutuyordu. Nut' un kocası olan Tanrı Geb ise dünyaya hükmediyordu. Nut' un piramitlerde ki kazı çalışmalarında çıkartılmış olan heykeli Louvre Müzesi' ndedir.
30 Temmuz 2010 Cuma
Ege denizinde ünlü Venüs heykelinin bulunduğu Yunan adası...
21 Haziran 2010 Pazartesi
1841 - 1907 yılları arasında yaşamış ve Osmanlı sanatında Batı türü resim geleneğinin yerleşmesinde önemli rol oynamış ünlü ressamımız...
Şeker Ahmet Paşa (1841 - 1907),Gerçek adı Ahmet Ali olan Şeker Ahmet Paşa, 1841 yılında İstanbul’ un Üsküdar semtinde dünyaya geldi. Resme ilgisi nedeniyle Harbiye Mektebi’ nin resim öğretmenliği bölümüne devam etti. Şeker Ahmet Paşa, 1855 yılında Paris’te açılan Mekteb–i Osmani’ de resim sanatı üzerine öğrenim gördü ve yedi yıl süreyle Boulanger ve Gerome’un atölyelerinde çalıştı. 1869 yılında Paris resim salonlarında bazı yağlıboya çalışmalarını ve Abdülaziz’in karakalem bir portresini sergileyerek mezun oldu, 1871 yılında Paris’ teki diğer Türk sanatçılarla birlikte İstanbul’ a döndü.
İstanbul’a dönünce yüzbaşı rütbesiyle Tıbbiye Mektebine atanan Ahmet Paşa, aynı zamanda saraya yaver oldu. Bu yıllarda Bayazıt Zeyrek Kaptan-ı İbrahim Paşa Mektebine resim öğretmeni olarak atandı ve 27 Nisan 1873’te dönemin ressamları ve öğrencileri ile Türkiye’nin ilk resim sergisini açtı. Sanayii Nefise Mektebinin açılmasında etkili olan Ahmet Paşa, gösterdiği başarılar sonucunda 1876 yılında binbaşı, 1877 yılında yarbay, 1880 yılında albay, 1885 yılında tuğgeneral, 1890 yılında da korgeneral oldu ve kendisine mabeyn ressamı ünvanı verildi.
İstanbul’a dönünce yüzbaşı rütbesiyle Tıbbiye Mektebine atanan Ahmet Paşa, aynı zamanda saraya yaver oldu. Bu yıllarda Bayazıt Zeyrek Kaptan-ı İbrahim Paşa Mektebine resim öğretmeni olarak atandı ve 27 Nisan 1873’te dönemin ressamları ve öğrencileri ile Türkiye’nin ilk resim sergisini açtı. Sanayii Nefise Mektebinin açılmasında etkili olan Ahmet Paşa, gösterdiği başarılar sonucunda 1876 yılında binbaşı, 1877 yılında yarbay, 1880 yılında albay, 1885 yılında tuğgeneral, 1890 yılında da korgeneral oldu ve kendisine mabeyn ressamı ünvanı verildi.
Batı etkilerini, kendi sanatına özgün bir biçimde yansıtan asker ressamlar kuşağının önde gelen isimleri arasında özel bir yere sahip olan Şeker Ahmet Paşa’nın resimlerinin önemli bir bölümü, İstanbul, Ankara Resim – Heykel müzelerinde ve bazı banka koleksiyonlarında ve Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergilenmektedir.
Şeker Ahmet Paşa, 1907 yılında 5 Mayıs Cumartesi günü kalp krizinden öldü ve Eyüp Sultan’ daki Sokullu Mehmet Paşa Türbesi civarına gömüldü.
Şeker Ahmet Paşa, 1907 yılında 5 Mayıs Cumartesi günü kalp krizinden öldü ve Eyüp Sultan’ daki Sokullu Mehmet Paşa Türbesi civarına gömüldü.
6 Haziran 2010 Pazar
Fovizm akımının kurucularından olan ünlü Fransız Ressam...
(Paris, 4.4.1876 - Rueil - la - Gadeliére, 11.10.1958).
Fov (fauve), Fovizm tanımını bir sanatçı için kullanmak gerekirse, o sanatçı kuşkusuz Vlaminck'dir. Fransız bir anne ile Flaman soyundan gelen bir babadan oluşan müzikçi bir ailenin çocuğuydu. Vlaminck, 1888'den 1891'e değin ressam Robinchon tarafından eğitildiği Le Vesinet'de büyüdü. 1892'de Chatou'ya taşındı. 1896'da tutulduğu bir hastalık onu bisikletçi ve makinist olarak çalışmaktan alıkoyduktan sonra, yaşamını müzikle kazandı. 1900'de bir tren kazasında rastlantı eseri Derain ile tanıştı, kısa süre içinde onunla dost oldu ve Chatou'da ortak bir atölye kurdular.
Yaşamını kazanmak için gazetelere yazı yazdı ve Derain'in resimlemeleriyle süslenmiş, sonu kuşkulu öykülerini üretti. İlk resimlerinde rengi yeğin ve kısıtlanmamış bir canlılıkla kullandı. 1901'de Van Gogh'un yapıtlarıyla karşılaştı. Onlarda kendine doğrudan ve çekinmeden anlatım yürekliliği veren tutkuyu buldu. Van Gogh sergisinde Matisse ile tanıştı. Matisse, 1904'de Chatou'da onu görmeye geldi; Salon des Indépendants'da ve Salon d'Automne'da, "The Wild Animals Cage" sergisinde yapıtlarını sergileme olanağı sağladı. 1907'ye değin tüpten çıktığı gibi kullandığı karıştırılmamış renklerle yaptığı resimlerine Van Gogh üslubundaki fırça vuruşlarıyla dinamizm kazandırdı.
Yaşamını kazanmak için gazetelere yazı yazdı ve Derain'in resimlemeleriyle süslenmiş, sonu kuşkulu öykülerini üretti. İlk resimlerinde rengi yeğin ve kısıtlanmamış bir canlılıkla kullandı. 1901'de Van Gogh'un yapıtlarıyla karşılaştı. Onlarda kendine doğrudan ve çekinmeden anlatım yürekliliği veren tutkuyu buldu. Van Gogh sergisinde Matisse ile tanıştı. Matisse, 1904'de Chatou'da onu görmeye geldi; Salon des Indépendants'da ve Salon d'Automne'da, "The Wild Animals Cage" sergisinde yapıtlarını sergileme olanağı sağladı. 1907'ye değin tüpten çıktığı gibi kullandığı karıştırılmamış renklerle yaptığı resimlerine Van Gogh üslubundaki fırça vuruşlarıyla dinamizm kazandırdı.
Güçlü ve içgüdüden gelen katışıksızlıkla resim yaparak, canlı ve engellenmemiş bir dünyayı anlatmakta büyük başarı kazandı. Fovizm Vlaminck için ne bir yenilik, ne de bir tutum biçimiydi, ama olmak, davranmak, düşünmek ve solumak için bir yoldu. Bu nedenle "Fovizm benim!" dedi.1906'da sanat aracısı Vollard, onun tüm yapıtlarını satın aldı ve 1910'da onun ilk kişisel sergisini düzenledi. Vlaminck, 1906'dan beri Picasso, Van Dongen ve Bateau Lavoir grubuyla birleşmişti. 1908'den sonra paletini Cézanane'in etkisiyle yumuşattı ve birkaç Kübist düzenleme denedi. Ama Ekspresyonizmden kaynaklanmış yaradılışı nedeniyle bu deneme çok kısa sürdü. Daha sonra, açık ve koyu arasındaki zıtlıklarla etkili bir biçimde ortaya koyduğu doğa görünümlerinde, Ekspresyonist resme yeni bir yol aradı.
3 Ağustos 2009 Pazartesi
1881-1937 yılları arasında yaşayan ve izlenimci anlayıştaki manzaralarıyla tanınan ressamımız...
Nazmi Ziya Güran (1881-1937), Türk ressam.Çocukluğundan beri sanata düşkünlüğü olan Nazmi Ziya, Sanayi-i Nefise Mektebi Ali’si (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi)’ nde öğrenimine başiladı. 1901 yılında Mülkiye Mektebi’nden mezun oldu. 1908 yılında Sanayi-i Nefise’mektebi’nden mezun olan sanatçı aynı yıl kendi olanaklarıyla Paris’e gitti. Louvre Müzesi'nde iki ay çalışarak Antoine Coypel'in Democrite Başı kopyasını yaptı.
1918 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi’ne Müdür oldu. 1921’e kadar süren müdürlüğünün ardından 1925 yılında iki yıl daha müdürlük görevinde bulundu. 1909 yılında kurulan, ilk adıyla Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, sonraki adıyla Güzel Sanatlar Birliği içerisinde yer alıp onların 1916 yılından itibaren her yıl düzenli olarak gerçekleştirdikleri sergilere katıldı. Nazmi Ziya, Akademi'deki hocalığı ve devletten aldığı resmi siparişleri yerine getirmekten arta kalan zamanlarında doğayla başbaşa kalarak açık havada manzara resimleri üretmeye devam etti. 11 Eylül 1937 tarihinde gelen bir kalp krizi nedeniyle öldü.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



