Translate

iman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2010 Pazar

Günahtan ve kötülükten sakınma...

İtisam,
Takva, Züht.
Allah'tan korkma., Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getirme,

26 Aralık 2009 Cumartesi

Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma...

İnanç,

Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma.
Birine duyulan güven, inanma duygusu.
İnanılan şey, görüş, öğreti
Tanrı'ya, bir dine inanma, iman, itikat
Bir şeyi güvenle doğru sayma tutumu. 

2 Ağustos 2009 Pazar

Bütün kutsal Hint metinlerinin başında ve sonunda yinelenen büyülü ve mistik hece...

Aum, Om,
 
Sanskrit dilinde birlikte o sesini veren a ve u ünlüleriyle m sesinden oluşur. Bu üç ses yeryüzü, gökyüzü ve gök katlarından oluşan üç dünyayı; Brahma, Vişnu ve Şiva'dan oluşan üç büyük Hindu tanrısını; Rig, Yacur ve Sama adlı üç kutsal veda metnini simgeler. Böylece Om hecesi gizemli biçimde bütün evrenin özünü temsil eder.


Hindu ayinlerinde dua, ilahi ve meditasyonların başında ve sonunda söylenir. Belli bir kurala bağlı olmaksızın Budacı ve Caynacı ayinlerinde de kullanılır. Om hecesinin yazılı biçimi, 6. yy.dan sonraki yazma ve yazıt metinlerinin başını belirtmek için kullanılmıştır.

7 Haziran 2009 Pazar

Eski Türkler arasında yaygın olan din...

Şamanizm,

Şamanizm ya da Kamcılık (şamanlar tarafından "deneyim" olarak ifade edilir), varlığı tüm insanların tarihinde erken taş devrine ve daha da geriye kadar kanıtlanabilen, inisiyasyon içeren bir vecd ve trans tekniği.
 
Eski Türk inancı Tengricilik'te de hep varolmuş olan şamanizm geleneği, Kuzey ve Orta Asya'nın bazı Türk topluluklarında günümüze kadar hâlâ sürdürülmektedir.
Şamanizmde tanrılar “iyilik” ve “kötülük” tanrıları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ruhlar da tanrılar gibi iyi ve kötü ruhlar olarak vasıflandırılırlar. Eski Türkler’de iyi ruh “Bay Ülgen” kötü ruh “Erlik” diye adlandırılmıştır.

Şaman her şeyden önce, kendi özel yöntemiyle ulaştığı, kendinden geçme (vecd) durumunda, ruhunun göklere yükselmek, yeraltına inmek ve oralarda dolaşmak için bedeninden ayrıldığını hisseden bir aşkınlık-trans ustasıdır. Bütün samanların derin sezgileri, geniş düş güçleri vardır. Derin bir coşkunluğa kapılarak kendinden geçer, bütün gökleri, yeraltı dünyasını gezdiğine, ruhların yaşayışlarını gördüğüne, bütün gizli alemleri dolaştığına inanır. Şaman vecd sırasında, ruhları egemenliği altına alarak, ölüler, doğa ruhları (cinler-periler) ve şeytanlarla ilişki kurar. Böylece ruhlar ve tanrılar dünyasıyla doğrudan ve somut ilişkilere girişen şaman, bir çok ruha sahip olur. Çoğunlukla hayvan biçiminde düşünülen söz konusu ruhlar, Sibirya halklarında ve Altay’larda ayı, kurt, geyik, tavşan, çeşitli kuşlar, (özellikle kartal), baykuş, karga suretinde görünebilirler. Ayrıca, büyük böcek, ağaç, toprak, ateş olarak ta ortaya çıkabilirler. Şaman, gerektiğinde bütün yardımcı ruhları dünyanın dört bucağında bile olsalar çağırabilir. Bu çağrıyı davul veya tefini çalarak yapar.
 

16 Mart 2009 Pazartesi

Kadercilik ...

Fatalizm, cebriyye, kadercilik, yazgıcılık veya sabit kadercilik adlarıyla da bilinmekte olup, her şeyin önceden doğaüstü bir güç tarafından belirlenmiş olduğunu ve kimsenin bu belirlenmiş yazgıyı değiştiremeyeceğini ileri süren görüştür.

Evrenin ve insanın önceden belirlenmiş olduğunu ileri süren anlayış. Bilimsel bilgilerden yoksun bulunan insanlar, bütün olupbitenleri üstün bir gücün yönetimine bağlayarak yazgıcı bir anlayışa varmışlardır. Yazgı ya da alınyazısı, hiç bir zaman değiştirilemeyecek olan bir sonucun önceden belirlenmesidir ve bu bakımdan insana en küçük bir özgürlük tanımaz.

Antikçağ Yunan felsefesi de yazgıcılık anlayışını güden bir felsefedir. Örneğin Sofokles'in Antigon'unda toplumun sesi olan koro şöyle bağırır: "İnsanlar alınlarına yazılmış olan felaketlerden asla kaçıp kurtulamazlar". Ancak Yunanlılar alınyazısına, sadece insanları değil, tanrıları da bağlamışlardır. Tanrılar da, insanlar gibi, yazgılarını yaşamaktadırlar. Hıristiyanlık, yazgıcılığa, önceden bağışlanmış ya da mahkûm edilmiş olmak kavramlarını eklemiştir. "Alınyazısı öğretisi, başarının, ne çalışmaya ne de insanın becerikliliğine dayanmadığının, insanın denetinden bağımsız koşullara bağlı olduğunun dinsel ifadesidir".

İnsanlar, alınyazılarına boyun eğmelidirler, durumlarına razı olmalıdırlar, yükselmek ya da daha iyi yaşamak istememelidirler. Yazgıcılık öğretisi, metafizik alanda, insanın tanrı karşısındaki sorumluluğu ilkesiyle bir hayli çatışmış; bu çatışma elindelik (iradei cüz'iye) öğretisiyle çözümlenmek istenmiştir. Oysa insan kafası, ortaçağın en karanlık günlerinde bile ve en ağır engizisyon baskısına karşı yazgıcılık öğretisini kökünden yıkıncaya kadar su soruyu sormakta devam etmiştir: Her şey önceden ve bir ilksizlikte (eternite) belirlenmişse, ceza niçin?..

Metafizik yazgıcılık (fatalizm), bilimsel gerekircilikle (determinizm) karıştırılmamalıdır. Gerekircilikte belli bir neden belli bir sonuç doğurur, neden ortadan kaldırılarak sonuç değiştirilebilir. Yazgıcılıktaysa ne neden bellidir, ne de sonuç; belli olan tek şey, belli olmayan bir sonucun değiştirilemeyeceğidir. Bu yüzdendir ki hastalanan gerekirci hekime gider, çünkü sonucu değiştirebilir; hastalanan yazgıcıysa yatağa girip sonucu bekler, çünkü ne etse bu sonucu değiştiremeyeceğine inanmaktadır.
 

14 Mart 2009 Cumartesi

Namus...

Irz, İffet, Ar,

Namus, Bir toplum içinde ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık ve Dürüstlük, doğruluk olarak Türk Dil kurumu tarafından tanımlanmıştır. (Arapça: el-Namus el-ekber, en büyük sırlara hakim olan) Tevrat'ın yunanca adı Tora Namus, Düzen anlamına gelmektedir.

Mabut...

Tapı,
Tapınılan varlık, Put,

Vermeyince Mabut, ne yapsın Mahmut?