Translate

cemevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cemevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2010 Pazartesi

İran' da Alevilere verilen ad...

Güranlar,

Aliallahiler
Goranlar (Güranlar) da denilir. Gali Şiilerin Tasavvuf gelenekleri etkisi altında kalmış bir koludur. İnançlarında Manicilik, Musevilik ve Zerdüştlükten izler vardır. İmamlar hakkında aşırı fikirleri vardır ve onlarda Tanrısal özün “Hülûl” ettiğine (cisimlendiğine) inanırlar. Özellikle Tanrı’nın Hz. İsa, Hz. Musa ve Hz. Davud gibi Hz. Ali’de de tecessüm ettiğine (cisimlendiğine) inanırlar. Şah İsmail’in bile Allah - Ali’nin tecessümü olduğuna inanan Goranlar vardır.

Kuran-ı Kerimin değiştirildiğine inanırlar. Mevcut Kuran’ı kabul etmez ve Hz. Osman tarafından değiştirildiğini savunurlar. Orijinal Kuran’ın bugünkünün 3 katı büyüklüğünde olduğuna inanırlar. Bu orijinal Kuran, bir imamdan ötekine geçmektedir ve sonunda 12. imam olan Mehdi’ye ulaşacaktır.

Ölümden sonra yaşam olmadığına, ruh göçüne inanırlar; cennet ve cehennem kavramlarını ise bilgi ve bilgisizlik olarak yorumlarlar. Takiyye ilkesini kabul eder ve inançlarını başkalarından saklarlar. Şafağın kırmızı renginin Kerbela’daki İmam Hüseyin’in kanından olduğuna ve o olaydan önce şafağın kırmızı olmadığına da inanırlar.

Çok eşliliği reddederler ve boşanmayı uygun bulmazlar. Kadınları dini törenlere türbansız olarak katılır. Sakallarını traş ederler ama bıyıklarını ömür boyu kesmezler. Saçlarını da kesmezler. Dini törenlerini yaptıkları yere Cemhane (cemevi) derler. Törenlerinde saz ve ud eşliğinde türkü ve ilahiler söylerler. Sigara içmez, tavşan eti yemezler. Başka Şiilerle evlenebilirler fakat Goran (Kızılbaş) olduklarını eşlerinden bile saklarlar.
Şiilere göre Hz. Peygamberin halefinin belirlenmesi konusu, peygamberin “Hz.Ali’yi” kendi yerine bizzat tayin etmesiyle netleşmiştir. Geleneğe göre her imam, kendisinden sonraki imamı belirler. Sunnilere göre Hz. Peygamber ve Kur’an bir halife tayin etmemiştir. Halifenin, ‘imam’ın ya da devlet başkanının nasıl seçileceğini topluma bırakmıştır. Şiilere göre ise Allah ve Peygamber tarafından tayin edilen ilk İmam, Hz. Ali’ dir ve onun soyundan 11 imam daha gelmiştir. 

Bu imamlar : 
Hz Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Zeynel Abidin, Muhammed Bakır, Cafer Sadık, Musa Kazım, Ali Rıza, Muhammed et-Taki, Ali en-Naki, Hasan Askeri ve onikinci imam olarak da Muhammed el-Mehdi.

Şii'ler namaz kılarken alınlarını mutlaka taşa koyarlar. Camilerde halı da kaplı olsa hazır bulundurulan bu taşları kullanırlar. 

Bu taşa kazılı olan şekil ve dualar alınlarına çıkar.


21 Mayıs 2010 Cuma

Bektaşi dervişlerinin kullandığı bir tür kemer...

Kamberiye,

Bektaşilerin hırkası beyaz renkli ve diğer dervişlerin hırkası gibi yakasızdır. Eskiden onlar başlarına Elif-i Horasani denilen bir külah giyerlerdi. Şems-i Tebrizi de o külahı giyermiş. Elif-i horasani külahı beyaz renkli kubbesi dört dilimli ve baş kısmı düğmelidir. Diğer külahların adı da Celali (Hüseyni) ' dir. Bektaşilerin Elif ve Edlemi dedikleri başka külahları da vardır.Bektaşilerin diğer giyim ve kuşamları arasında ise Habbe, Kamberiye, Tigbend, Cilbend, Cemceme, İki ağızlı Teber, keşkül, bıçak, ve çatal gibi şeyler sayılabilir.

Dergah' taAnadolu şalvarının üzerine kısa kollu, yakasız cübbe giyilmektedir. Cübbenin içine ise kefen anlamına gelen beyaz, yakasız gömlek giyilirdi. Bu gömleğe Tennure denir. Dergahtakiler bellerine yünden dokunmuş kemer takarlardı. Bu kemere bağlı cilbenk denilen deriden yapılma bir çanta ve ona bağlı boyna takılan 12 dilimli bir rozet bulunurdu. Bu rozete ise teslim taşı denmekteydir. Kuşak üzerine ise kamberiye denilen ucunda yumurta biçiminde taş olan kordonlu ikinci bir kuşak bulunur.

8 Kasım 2009 Pazar

Sivas' ta bir katliam yapılarak Madımak Otelinin yakılması ve bu olayda hayatını kaybeden aydın, sanatçı, yazar ve mağdurlar...

Sivas Katliamı, 
Sivas Madımak Olayı, 

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 Alevi yazar, ozan ve aydının yakılarak katledilmesi ve oteli ateşe verenlerden de ikisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir. Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılması öngörülmüştü. Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra Aziz Nesin bu etkinlik nedeniyle dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti. 2 Temmuz 1993 günü organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.

Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000'e ulaşan grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000'e yaklaştı. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak oteli tutusturalan perdelerler ve alt kattaki bulunan esyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan aydınlarında aralarında  bulunduğu 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin' in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. Başından yaralanan Aziz Nesin' i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.

Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Gene olaylar sırasında Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edildi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen 2 günlük sokağa çıkma yasağı ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.

Bu katliamda Hayatını kaybedenler:

Muhlis Akarsu - 45 yaşında, sanatçı  
Muhibe Akarsu - 35 yaşında, Muhlis Akarsu'nun eşi  
Gülender Akça - 25 yaşında  
Metin Altıok - 52 yaşında, şair, yazar  
Ahmet Alan - 22 yaşında  
Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci  
Sehergül Ateş - 30 yaşında  
Behçet Aysan - 44 yaşında, şair  
Erdal Ayrancı - 35 yaşında  
Asım Bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar  
Belkıs Çakır - 18 yaşında  
Serpil Canik - 19 yaşında  
Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör  
Nesimi Çimen - 62 yaşında, şair, sanatçı, üç telli curanın son ustası  
Carina Cuanna - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci  
Serkan Doğan - 19 yaşında  
Hasret Gültekin - 23 yaşında şair, sanatçı, şelpe tekniğinin önderi  
Murat Güneş,
Murat Gündüz - 22 yaşında  
Gülsüm Karababa -22 yaşında  
Uğur Kaynar - 37 yaşında, şair  
Asaf Koçak - 35 yaşında, karikatürist  
Koray Kaya - 12 yaşında  
Menekşe Kaya - 17 yaşında  
Handan Metin - 20 yaşında  
Sait Metin - 23 yaşında  
Huriye Özkan - 22 yaşında  
Yeşim Özkan - 20 yaşında  
Ahmet Öztürk - 21 yaşında  
Ahmet Özyurt - 21 yaşında  
Nurcan Şahin - 18 yaşında  
Özlem Şahin - 17 yaşında  
Asuman Sivri - 16 yaşında  
Yasemin Sivri - 19 yaşında  
Edibe Sulari - 40 yaşında, sanatçı  
İnci Türk - 22 yaşında  
Kenan Yılmaz - 21 yaşında 

23 Ağustos 2009 Pazar

Pir Sultan Abdal' ın Dervişi olup coşkulu şiirleriyle tanınmış Alevi-Bektaşi şair...

Kul Himmet
16. yüzyılda yaşamış bir halk ozanıdır.
Mezarı, doğduğu yer olan Tokat' ın Almus ilçesinin Varzıl köyündedir. Alevi-Bektaşi mezhebinin Erdebil Tekkesi' ne bağlı Safeviye koluna bağlı olduğu öne sürülür. Yaşadığı dönemde, Pir Sultan Abdal ve Şah Hatayi' yle adı anılmıştır ve Yedi Ulu Ozan' dan biridir. İnancından dolayı çileli bir hayat geçirdiği, zindanlarda yattığı söylenir.

Hızır Paşanın Pir Sultan Abdalı Sivas' tan sürdükten sonra Pir Sultana bağlı köyleri basmış ve Kul Himmeti ise öldürtmüştür. Sevgi, barış, dostluk temli nefesler söylemiştir. Şiirlerinde tarikat kurallarını her kültür düzeyinden Alevi-Bektaşilerin anlayabileceği bir yalınlıkla anlattı. Bazı şiirleri asıl isimleri İbrahim ve Hacik Kız olan "Kul Himmet Üstadım" takma isimli şairler ve başka Himmetlerin yazdıklarıyla karıştı. Kul Himmet’ le ilgili bilgi ve şiirleri Cahit Öztelli, "Pir Sultan’ın Dostları" (1984) adlı kitabında derledi.

Seyyah olup şu alemi gezerim.
Seyyah olup şu alemi gezerim.

Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Kendi efkarımca okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu,


İki elim gitmez oldu yüzümden
Ah ettikçe yaşlar gelir gözümden
Kusurumu gördüm kendi özümden
Bir dost bulamadım gün akşam oldu,


Bozuk şu dünyanın temeli bozuk
Tükendi daneler kalmadı azık
Yazıktır şu geçen ömre yazık
Bir dost bulamadım gün akşam oldu,


Kul Himmet üstadım ummana dalam
Gidenler gelmedi bir haber alam
Abdal oldum şal giydim bir zaman
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

28 Haziran 2009 Pazar

Bektaşilik tarikatına yeni girmiş olan acemi dervişlere verilen ad...

Torlak, (Fr. Rétine ),
Derviş,
Genç, Toy, işe alışkın olmayan (insan ya da hayvan için).
Henüz evcilleşmemiş, alışmamış (hergele).

Anadolu’daki Alevi kitleleri nitelemek üzere kaynaklarda, kızılbaş, rafızi, ışık, mülhid ve torlak gibi adların kullanıldığını görmekteyiz. Bugün Anadolu ve Balkanlar’da yaşayan Tahtacı, Çepni, Amucalı, Bedrettinli, Sıraç gibi değişik gruplar genelde Alevi olarak adlandırılırlar.  Genel olarak ifade etmek gerekirse Bektaşi sözcüğü de yukarıda değindiğimiz kitleler için kullanılmıştır. Bektaşilik Hacı Bektaş Veli’ye dayanılarak kurulmuştur. Alevilik ve Bektaşiliği birbirinden bağımsız olarak ele almak bugün gelinen noktada tarihsel ve sosyolojik açıdan mümkün görünmemektedir.
Bu gün genel olarak bu kitleler üç dinsel gruba bağlıdırlar:
Ocakzade Dedeler
Çelebiler
Dedebabalar

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Bektaşi inancını dile getirdiği şiirleriyle tanınan halk ozanı, (XVI.yüzyıl)

Yemini
Fazıl oğlu Mehmet Yemini
Faziletname (Erdem kitabı)

Alevi - Bektaşi geleneğinde ''Yedi Ulular'' dan biri olarak bilinir;
Fuzuli - Hatayi - Virani - Pir Sultan - Nesimi - Kul Himmet - Yemini