Translate

şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2016 Cumartesi

“Bayburtlu” olarak da anılan, taşlamaları, destanları ve tasavvuf şiirleriyle tanınan halk şairimiz...

Celali,
Bayburtlu,
Asıl adı, Ahmet'tir. 1850 yı­lın­da Bay­burt'un Pulur (Demirözü)bucağına bağlı Tah­si­ni (Ozansu) kö­yün­de dün­ya­ya gel­miş­tir. Babası Na­su­ho­ğul­la­rından Abus ve annesi Ke­ri­mo­ğu­la­rı sülalesindendir.
Babasını kü­çük yaş­ta kaybeden Ce­la­li ve kardeşi Kadir, an­ne­si ile bir­lik­te da­yı­sı­nın ya­nı­na sı­ğın­mak zo­run­da ka­lır. Ge­çi­mi­ni köy­de ço­ban­lık ve çift­çi­lik ya­pa­rak sağ­lar. Medrese öğrenimini bitirdikten sonra köyüne döndü. Ailesinden bir hayır göremeyen Bektaşi Celali köyünde yokluklar içerisinde evlendi. Bayburt, Erzincan ve Elazığ yörelerinde halk ozanlığı yaparak yaşamını devam ettirmiş ve 1915 yılında köyünde vefat etmiştir. Celali, hemşehrisi Bayburtlu Zihni gibi Bayburt'un yetiştirdiği en ünlü ve yetenekli şairidir.

            
            Hazret-i mevladan niyazım budur
            Pervaneler gibi nare düşesin 
            Dilerim derdine derman olmasın 
            Gice gündüz ah u zare düşesin 

Yukarıdaki dörtlüğün de bulunduğu eserlerinden bazıları şunlardır.
  • Bağlanmış (Zay Olur) 
  • Düşesin (Niyazım Budur) 
  • Oldu Gitti (Kalktı Zevrakımız)

16 Ağustos 2016 Salı

7 Aralık 2014 Pazar

Japon edebiyatına özgü bir şiir türü ...

Renga,
Renku,
Haiku,
Japon şiiri türü. 

Japon edebiyatına özgü bir şiir türü.
Japon şiirinin nazım şekillerinden biri.

Renga, klasik Japon şiirinin nazım şekillerinden birisi olup başlangıcı bin yıl öncesine dayanır. Renga Hei ve Muromaçi dönemleri arasında Japonya'da gelişip yayınlanmış bir ortak şiir olup eski çağlardan beri geçerli olan bir şiir türüdür. XIII. yy. da kuralları oturmuş bir şiir formudur.  

Renga, iki veya daha fazla şairin katılımıyla, genelde ilk bent 5–7–5 ve ikinci bent 7–7 nin birbirini takip ederek oluşturduğu zincir şiirdir. Bu ciddi zincir şiir yazma geleneği Renga ya da Ushin Renga olarak adlandırılmıştır.


Japon zincir şiir geleneği ve türleri genel olarak Renku (birbirine zincirli dizeler) olarak adlandırılmaktadır. Japonya’da klasik renga belli bir gruba hitap eder. Renga renkuya göre daha uzun olup, aristokrat düşünce yapısına sahip olanların ilgi alanındadır.  Japon saray yaşantısını aktaran, antik edebiyatın tersine  günlük olayları, tarihi ve orta sınıf yaşamının sıradan sahnelerine değinen Renku ise kısa olup demokratik olan grupların sevdiği türdür.   

Bir başka Japon şiir türü ise Haiku'dur. Haiku türüdür. Japonca eğlenceli mısra anlamına gelen Haiku, bugün tüm dünyada meşhur olan geleneksel bir Japon şiir türü olmuştur. Dünyanın en kısa şiir türüdür.      

Haiku şiir türü için bakınız, 
http://www.bulmacabul.com/2011/11/uc-dizeden-olusan-bir-japon-siir-turu.html

19 Kasım 2014 Çarşamba

Türkçenin bayraktarı, büyük mutasavvıf, 12 bin beyitlik Garipname eserinin ünlü şairi ...

Aşık Paşa, (1272-1333).
Asıl adı Ali,
Türkçenin bayraktarı.
Mutasavvıf.

Garipname, 
Garibname, ahlaki, felsefi, psikolojilik, tasavvufi mesnevisidir.
XIV.yüzyılda yazılmış, 12 bin beyitlik Garipname eserinin ünlü şairi. 


Asıl adı Ali olan Âşık Paşa, Türk şair ve mutasavvıfıdır. Kırşehir'de 1272 (h. 670) yılında doğdu. Dedesi Şeyh Baba İlyas, babası Muhlis Paşa olup eğitimini Kırşehir’de görmüştür. Ailesi Horasan'dan göç etmiştir. Eserlerinde öz Türkçe kullanmıştır. Bu nedenle Türkçenin bayraktarı olarak anılmaktdır. Kırşehir Beyi olarak görev yapan Aşık Paşa, Mısır’da da elçilik yapmıştır. Kırşehir’e geri dönen Aşık paşa 1333 (h.733) yılında hayata veda etmiştir. Mezarı Kırşehir'de bulunur ve Aşık Paşa anıtı vardır.

Arapça, Farsça, İbranice ve Ermenice dillerini çok iyi konuşan, Aşık Paşanın en önemli eseri on bölümden oluşan 12 bin beyitlik, 1329 yılında yazılmış Garibname’dir. Eserinde Kuran-ı Kerim ve hadislerden yararlanılmıştır. Ana konusu tasavvuf ve dindir. Aşık Paşa, Mevlana’ nın etkisinde kalmıştır. Ayrıca çok sayıda aruz ve hece vezni ile yazılmış şiirleri mevcuttur.
 

8 Kasım 2014 Cumartesi

Romalı şair Ovidius’un, “Kadın Kahramanlardan Mektuplar” adıyla da bilinen şiir derlemesi...

Heroides,
Epistulae  Herodium. Kadın Kahramanlardan Mektuplar.
Romalı şair Ovidius, Tam adı Publius Ovidius Naso.
Romalı şair (Sulmo-Sulmona İÖ 43-Romanya/Tomi-Konstanza İS 17).

Romalı şair Ovidius’un, Kadın Kahramanlardan Mektuplar, adıyla da bilinen şiir derlemesine Heroides olarak bilinir. Heroides Latin edebiyatının en verimli yazarlarından biri olan Ovidius'un Heroides adlı şiiri derlemesinde toplamıştır.

 

Ovidius'un Eserleri;
  • Ovidius‟un ilk eserleri elegia  vezniyle yazılmış Amores (Aşklar) adlı eseridir.
  • Ovidius‟un aşk konulu eserlerinin en önemli ve ana kaynağı eski Yunan mitoslar olup tam adı  Epistulae Herodium  (Kadın Kahramanların Mektupları), kısaca Heroides (Kadın Kahramanlar) olarak tanınan eseridir. Şiir şeklinde yazılmış 21 mektuptan oluşmuştur. 
  • Ars  Amatoria.
  • Metamorphoses (Dönüşümler),
  • Fasti.
  • Tristia, Ozanın sürgün yolculuğu sırasında ve sürgündeyken yazdığı, hepsi elegeia vezninde olan eseridir. Eser yaklaşık 3500 dize ve 5 kitaptan oluşur.
  • Ex Ponto, mektup yazma sanatıyla oluşturulmuş bir eserdir.

31 Ağustos 2010 Salı

Üçüncü Selim' in şiirlerinde kullandığı mahlas...

İlhami,
Selimdede,

III. Selim, (1761 - 1808), 
28. Osmanlı padişahı. Babası Sultan Üçüncü Mustafa, annesi gürcü  Mihrişah Sultan' dır. Babası öldüğünde henüz 13 yaşında olduğu için tahta amcası I. Abdülhamit çıkmıştı. I. Abdülhamit, III. Selim' e zor bir kafes hayatı yaşatmadı. Şehzadeliği boyunca iyi bir eğitim almış, müzik ve şiirle ilgilenmişti. Bunların dışında yüksek din ve fen ilimleri, Arapça ve Farsça öğrendi.

Yirmi yıl süren hükümdarlığı esnasında yenileşme yolundaki teşebbüs ve gayretlerinden başka, musiki ve şiire karşı göstermiş olduğu derin ve hararetli ilgiden dolayı, edebiyat mûsikî tarihimizde kendisine mümtaz bir yer ayırmamız gerekir. Yenilikçi padişah olarak adlandırılan III. Selim, sanatçı ruhlu bir kişiliğe sahipti. Siyasi esnekliği gösterememesi sonucu başarılı olamadı. Yaşamı boyunca müzik ve şiir ile ilgilendi. İlhami mahlasıyla şiirler yazdı. Topkapı Sarayı' nda dönemin ünlü müzik adamlarının katıldığı çalışmalar yaptırırdı. Şeyh Galip ile söyleşilerde bulunur, Galata Mevlevihanesi' nde ayin dinlerdi. III. Selim aynı zamanda Türk Klasik Müziği'ne Suzidilârâ, Şevkefza, Şevk-u Tarab, Arazbarbûselik ve Nevakürdi makamlarını kazandırmıştır. Dini müzik olarak ayin, durak, nat, ilahi formunda, din dışı müzik olarak Kâr, beste, semai, şarkı, köçekçe, peşrev, saz semaisi formunda 64 civarında eser bestelemiştir.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Melih Cevdet Anday’ın, sinemaya da aktarılan bir romanı...

Raziye,  

Yusuf Kurçenli tarafından senaryo ve yönetmenliği yapılan Raziya filminin konusu; Geçmişteki ilişkilerinden kaçan Ali, Akdeniz' de bir sahil köyünde oturan dayısının yanına gider. Dayısının, evlat edindiğini söylediği gizemli Vedia'yla tanışır. Zamanla bu iki genç insan arasında yakınlaşma doğar. Vedia' nın sırf kendi istediği için Ali' yle birlikte olması ve başka bir şey beklememesi genç adamı şaşırtır. Daha sonra genç kızın başkalarıyla birlikte olduğunu fark eden Ali' nin, bu gizemli kız hakkında öğreneceği daha çok şey vardır.
 

Melih Cevdet Anday,
1915 yılında İstanbul’ da doğdu.Ankara Gazi Lisesi' ni bitirdikten sonra Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğünde danışmanlık, Ankara Kitaplığı'nda memurluk ve gazetecilik yaptı. Akşam ve Cumhuriyet gazetelerinde deneme yazıları yazdı.1954'ten sonra bir süre İstanbul Belediye Konservatuarı tiyatro Bölümü'hde fonetik-diksiyon öğretmenliği yaptı, emekle oldu. Şiirleri dışında tercümeleri ve romanları da vardır.

Genel özellikleri bakımından şairin 1940-1952 yıllarında kazandığı deneylerin bileşkesi olarak kabul edebileceğimiz şiirlerden oluşan ‘Yan Yana’da dörtlü kuruluşların belirgin bir biçimde çoğaldığı görülür. Gelecek, Hiroşima, Faltaşı, Güzel Düş, Anı adlı eserlerde geleneksel biçimlere eğilimi ağır basmıştır.

Eserleri;
Garip (O.Veli ve O.Rifat ile), Rahatı Kraçan Ağaç, Kolları bağlı Odysseus, Göçebe Denizin Üstünde, Ölümsüzlük Ardında Gılgamış, Teknenin Ölümü,Tanıdık Dünya, Güneşte, Yağmurun Altında, gizli Emir, Raziye, Dört Oyun.

20 Ağustos 2010 Cuma

Mesnevi çevirisi ile ünlü Osmanlı divan şairi...

Süleyman Nahifi, (1640-1739).

İstanbul'da doğan Nahifi' nin asıl ismi Süleyman' dır. Nahifi, Vaiz Abdurrahman Şeyh Muhyi' nin oğludur. Nahifi' nin iyi bir medrese tahsili yaptığı, Arapça ve Farsçayı çok iyi bildiği, eserlerinde yer verdiği İslami bilgilerden anlaşılmaktadır. Zamanın büyük şairleri olan Nabi, Naili, Nedim vs. gibi üstatların devrinde yaşadığı için onlardan faydalanmasını çok iyi bilmiş ve önde gelen divan şairleri arasında yer almıştır. Ayrıca, Ünlü hattat Hafız Osman Efendiden hat dersleri alarak, “sülüs”, “nesih” ve “talik” yazı çeşitlerinde üstün başarı ile icazet almıştır.  Güzel yazı yazmadaki mahareti sebebiyle Yeniçeri Kalemine getirilmiş, 1688'de elçilik göreviyle İran'a gönderilen Kavukçu Mehmed Paşanın yanında katip olarak bulunmuştur. Nahifi, bu görevi esnasında İran' ın yazar ve şairleriyle dostluk kurarak, eserlerini inceledi. İran dönüşünde önemli devlet işlerinde ve özellikle maliye katipliklerinde çalıştı. Şehid Ali Paşanın emrinde Sadaret Katipliği vazifesinde bulundu. Damad İbrahim Paşa ile birlikte Pasarofça Antlaşmasının imzası için Viyana' da bulundu. 1739 yılında, doksan yaşını aşkın olarak vefat etti. Nahifi' nin şiirlerinde sade bir dil, çok rahat söyleyiş, ince buluş ve hayaller vardır. Divan şiirinin her dalında eser verdi. Hemen her eserinde dini ve tasavvufi konuları işledi. 

18 yıl çalışarak Türkçeye çevirdiği Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi' si en ünlü eseridir. Manzum Mesnevi Tercümesi 1851'de Mısır'da basıldı. 

Eserleri:  
Manzum Mesnevi Tercümesi, Divan (Türkçe), adab-ı Tarikat ve Kavaid-i Hakikat, Hilyetu'l-Envar, Miraciyye, Mevlidun-Nebi, Hicretü'n-Nebi, Manzume-i akaid, Faziletü's-Sıyam, Nasihatü'l-Vüzera, Kaside-i Bürde, Banet Suad ve Kaside-i Mudariyye tahmisleri, Kaside-i Lamiyye ve Kaside-i Emaliyye şerhleri.

8 Ağustos 2010 Pazar

Şeyhi' nin, özenti içindeki bir eşeği konu alan ünlü mesnevisi...

Harname

Şair Şeyhi(Hekim Sinan) ,
Divan edebiyatımızın seçkin şahsiyetlerinden olan Yusuf Sinan Kütahyalıdır. Hangi tarihte doğup ve kaç yaşında vefat ettiği kesin olarak bilinmiyorsa da Germiyan Hükümdarlarından II. Yakup (1387-1429) Beye kapılandığı Çelebi Sultan Mehmet zamanında (1413-1421) Osmanlı Sarayına intisap ettiği ve II. Murat zamanında sağ olduğu bilinmektedir.  Divan edebiyatı şairi Şeyhi tarafından kaleme alınmış bir mesnevidir. Eser 126 beyitten oluşmaktadır. Divan edebiyatında hiciv eserlerinin ilk önemli örneklerindendir. Eşekname anlamına gelmektedir. Türk Edebiyatında ilk hiciv metnidir. Bir mesnevinin ihtiva etmesi gereken tevhit, naat, padişah methiyesi, telif sebebi, esas hikaye, dua gibi kısımları içerir. Eser nisbet ve tenasüb ile yazılmıştır. 

Şeyhi’ nin eserde vermiş olduğu tasvirler çok güçlüdür. Eşeğin zayıflığı ve öküzlerin otlaktaki görünüşleri çizilirken göze, kulağa, zihne hitap eden canlı ve hareketli sahneler yazılmıştır. Bu yönü ile eski edebiyatımızda eşi az bulunur realist bir örnektir.  Şeyhi, Harname’ de tarihin başlangıcından beri insanların tartıştıkları kader kavramı ve bu kavramın insan hayatının seyrindeki yeri ve insanların bu kavrama bakışlarını, kadere karşı gelme ve bunun sonuçlarını işlemiştir. İnsanların davranış ve hareketlerini kabul edilmiş değerlere göre değil de yaratılışın ve dolayısıyla kaderin getirdiği farklılıklara karşı çıkarak yapmaları halinde kaybedilenlerden olacakları anlatılmıştır.

Eserleri;
 1-Divan-ı Şeyhi
 2-Harname
 3-Dürül akayıt
 4-Tıbba ait bir resale-Kenzülmanafe fi ahvalilemzice ve-ttabi-i
 5-Habname
 6-Hüsrev-ü Şirin

30 Temmuz 2010 Cuma

Edebiyat-ı Cedide akımına tepki olarak 1910 yılında kurulan topluluk...

Fecri ati,
Fars edebi akımıdır. Akımın temelinde tabuları yıkmak; yani o günkü anlamıyla kuzey bazlı düşünce sisteminden kaynaklanan felsefeyi, edebiyata uygulamak yatıyordu.Bu topluluğu oluşturan yazarlar;


Ahmet Haşim, 
Emin Bülend Serdaroğlu, 
Şehabettin Süleyman, Ali Canip Yöntem, 
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, 
Fuad Köprülü, 
Tahsin Nahit, 
Mehmet Behçet Yazar 
Fuat Yaşar

Edebiyat-ı Cedide şairleri...

Edip Harabi,  

1853 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Ahmet Edip'tir. Harabi pirinden aldığı mahlastır. Bahriye Birlik kâtibi olan Harabi ömrünü İstanbul ve Rumeli'de geçirmiştir. 17 yaşında Bektaşiliğe giren Harabi dünyadan göçüş yılı olan 1917'ye kadar bu yolun sadık bir bendesi ve yılmaz bir savaşçısı olmuştur.

Tasavvufla tasavvuf üstadlarının eserleri ile yakından ilgilenmiş, hece ve aruzla yazdığı veya irticalen söylediği deyişlerle koca bir divan meydana getirmiştir. Yunus'un sevgi ve birlik duygusuna, Nesimi' nin sertliğine, Kaygusuz'un hiciv ve istihzasına, Pir Sultan’ın cesaretine bu dünyadaki deyişlerde bol bol rastlamak mümkün

Edebiyat-ı Cedide 1896’da Servet-i Fünun dergisini çıkaran şair ve yazarların meydana getirdiği canlı bir akımdır. İmparatorluğun baskıları sonucu dağılan bu şair ve yazarlar ayrı ayrı bağlı bulundukları fikirleri yaymaya devam etmişlerdir.  Edebiyat-ı Cedide şairleri, yalnız aydınlara seslenmişler, (sanat için sanat) ilkesini benimsemişlerdir. Fransız romantiklerini, parnasyonleri ve sembolist şairleri örnek almışlardır.  

Tevfik Fikret, 
Cenap Şahabettin, 
Halit Ziya Uşaklıgil, 
Süleyman Nazif, 
Mehmet Rauf, 
Hüseyin Cahit Yalçın,

Ortaçağ' da Avrupa' da kullanılan bir şiir türü...

Lai,
Ortaçağın Batı şiir türlerinden ikisine verilen ad.,

Amerikan edebiyatında devrim yaratan “Çimen Yaprakları” adlı şiir kitabıyla tanınmış ABD’li şair. ...

Walt Whitman, Walter Whitman (d. 1819 - ö. 1892) 
ABD'li şair. Daha çok Walt Whitman olarak bilinir.

Whitman, New York eyaletinde Long Island bölgesinde doğdu. Babası marangozdu. Dokuz kardeşli ailesinin geçimi için daha çocukken çalışmak zorunda kaldı; bu yüzden okula ancak on iki yaşında gidebildi. Dünya edebiyatını daha küçükken takip etmeye başlamıştır. Tabiatı, hakikati ve şerefliliği her şeyden üstün tutardı Whitman, bu yüzden de özgürlüğe fazlasıyla önem verirdi. Marangoz, matbaacı, gazeteci ve muharrir olarak çalıştı. O, çağdaş Amerikan şiirinin en büyük temsilcilerindendir. Kendisi demokrasinin şairi, eserleri de demokrasinin Kitâb-ı Mukaddes'i olarak anılmaktadır. 1855' te yayımladığı 'Leaves of Grass' (Çimen Yaprakları) ise tam bir şok etkisi yaratmıştır. Çimen Yaprakları ölümün alegorisine farklı bir bakış açısı olarak da bilinir.

20 Temmuz 2010 Salı

"Acılar Dönemi", "Bir Y ürekte Bir Yaşamdan" gibi şiir kitaplarıyla tanınmış şair ve yazarımız...




Şükran Kurdakul,

1927 yılında İstanbul' da doğdu. İzmir Karşıyaka Lisesi' nde okurken, komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle eğitimine son verildi ve tutuklandı. İzmir Belediyesi' ne girerek, memur olarak çalıştı. Daha sonra İstanbul' a gitti. Bir bankaya girerek memur olarak çalışmaya başladı. Burada da komünizm propagandası yapmakla suçlanarak, tekrar tutuklandı. Serbest kaldıktan sonra bir süre gazete ve dergilerde düzeltmen olarak çalıştı. Yelken dergisini yöneten Kurdakul; Ataç ve Eylem dergilerini yayın hayatına kazandırdı. Ataç Yayınevi' ni de kuran ve yöneten yazar, Türkiye Yazarlar Sendikası yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundu. Türkiye İşçi Partis' nin Balıkesir İl Başkanı olarak görev yaptı. Toplumcu şiirlerinin yanısıra öykü, inceleme ve araştırmalarıyla da tanınan Kurdakul, Bir Yürekten Bir Yaşamdan isimli şiir kitabıyla, 1982 yılında Nevzat Üstün Şiir Ödülü' nü aldı.
Eserleri;
Tomurcuk (1943)
Zevklerin ve Hülyaların Şiirleri (1944)
Giderayak (1956)
Nice Kaygılardan Sonra (1963)
İzmir’in İçinde Amerikan Neferi (1965)
Halk Orduları (1969)
Acılar Dönemi (1977)
Bir Yürekten Bir Yaşamdan (1982)
Ökselerin Yöresinde (1984)
Ölümsüzlerle (1985)
İhtiyar Yüzyıla (1997)

Hz. Muhammed' i övdüğü "Bürde" adlı kasidesiyle tanınan ve XIII. yüzyılda yaşayan Arap şair. ...

Busiri (Abu Abdallah Muhammad ibn Said ul-Busiri Ash Shadhili) (1211–1294 İskenderiye).  

1 şevval 608/7 Mart 1212'de Yukarı Mısır' daki Behnesa şehrine bağlı Behsim' de doğan Muhammed el-Busiri, Berberi asıllı olup Fas' taki Hammad Kalesi' nde Habnunoğulları diye tanınan bir aileden gelmektedir. Baba tarafından Busirli olduğu için Busiri, annesi tarafından Delaslı olduğu için de Delasi nisbesiyle anılmaktadır. Şairin, bazen bu iki kelimeyi birleştirerek Delasiri nisbesini kullandığı da görülür. Çocukluk yılları, ailesiyle birlikte yerleştiği Delas' ta geçmişti. Daha sonra Kahire' ye giderek burada islami ilimlerin yanı sıra dil ve edebiyat tahsil etti. Özellikle hadis ve siyer ilimleriyle daha çok meşgul olduğu, ayrıca Yahudi ve Hıristiyanlığa karsı yazmış olduğu reddiyelerden onun Tevrat ve İncil hakkında geniş malumata sahip bulunduğu anlaşılmaktadır. Bir süre Bilbis şehrinde maliyede katip olarak çalıştıktan sonra Kahire' ye dönmüş ve Kur'an dershanesinde eğitim ve öğretim faaliyetinde bulunmuştur. Daha sonra el-Mahalle ve Seha şehirlerinde katip olarak çalışırken mesai arkadaşları olan Hıristiyan memurların yaptıkları yolsuzluklardan fazlasıyla rahatsızlık duyarak bunları şiirlerinde dile getirmiştir.

Kısa boylu ve zayıf bir bünyeye sahip olan Busiri' nin başlıca huzursuzluk kaynağı, hanımının hırçınlığı ile çocuklarının çokluğu ve geçim sıkıntısı olmuştur. Sazeli tarikatının kurucusu Ebül-Hasan es-sazeli' ye intisap eden şair, onun ölümü üzerine yerine geçen Ebül Abbas el-Mürsi' ye hitaben yazdığı 142 beyitlik "dal" redifli mersiyede şeyhinin fazilet ve meziyetlerinden sitayişle söz eder. Öyle anlaşılıyor ki ünlü mutasavvıf ibn Ataullah el-iskenderi ile Busiri, şeyh sazeli' nin en önde gelen iki mürididir. Ancak ibn Ataullah ilahi aşk temasını işlerken, Busiri daha çok peygamber sevgisini terennüm etmiştir.

Hayatının sonlarına doğru felç olan Busiri, rivayete göre Hz. Peygamber için yazdığı bir kaside sayesinde bu hastalıktan kurtulmuş ve uzun bir ömürden sonra seksen küsur yaşlarında İskenderiye' de vefat etmiştir (1296).

Busiri' nin kaleme aldığı eserlerin tamamına yakını manzum olup çoğu Hz. Peygamber hakkında yazılan kasidelerden ibarettir. Şiiri, yapı ve üslup bakımından son derece sağlam ve liriktir. Bu yüzden asırlar boyu onun naat ve kasideleri İslam coğrafyasının her bölgesinde büyük ilgi görmüş, dini toplantılarda en çok okunan şiirler arasında yer almıştır. Klasik kaynaklarda dağınık bir şekilde bulunan on iki kasideden ibaret olan şiirleri bir araya getirilerek Divanül-Busiri adıyla yayımlanmıştır.
İslami edebiyat alanında dünya çapında en meşhur eseri Kasidetül-bürde diye bilinen 160 beyitlik kasidesidir. Coşkun bir peygamber aşığı olan Busiri' yi şöhretin zirvesine taşıyan bu kasideye kendisi el-Kevakibüd-dürriyye fî medhi hayril-beriyye adını verdiği halde, yukarıdaki isimle tanınması gördüğü bir rüyadan kaynaklanmaktadır. Şöyle ki hayatının sonlarına doğru felç hastalığına yakalandığı bir sırada, rivayete göre rüyasında Hz. Peygamber Busiri' den kendisi için yazdığı kasideyi okumasını ister; O "ya ResulAllah! Ben sizin için çok kasideler yazdım, hangisini emredersiniz?" deyince, Hz. Peygamber kasidenin matla' beytini okuyarak bu kasideyi işaret eder. Busiri kasidesini okurken Hz. Peygamber iki yana doğru sallanarak zevkle dinler. Yine rivayete göre Busiriyi' yi ödüllendirmek üzere hırkasını çıkarıp yatmakta olan hasta şairin üzerine örter; bir diğer rivayette ise vücudunun felçli kısmını eliyle sıvazlar. Şair heyecanla uykudan uyanır, gördüğü rüyanın zevkiyle toparlanmaya çalışırken felçten bir eser kalmadığını fark ederek sevincinden ne yapacağını şaşırır.

Dünyada en meşhur ve en çok okunan kasideler arasında yer alan bu eser, belli başlı bütün kültür dillerine tercüme edildiği gibi, Afrika, Güneydoğu Asya ve Balkanlar' daki mahalli dillere de çevrilmiştir. Çeşitli bölge ve ülkelerde genellikle sünnet, nişan ve düğün merasimlerinde, mübarek gün ve gecelerde, ayrıca haftalık evrad olarak okunmakta, son münacat kısmı ise felçli hastalar üzerine yedi gün süreyle okunup Allah' tan şifa niyaz edilmektedir.

11 Temmuz 2010 Pazar

"Atabetü'l-Hakayık " adlı yapıtıyla ünlü XII. yüzyıl Türk şairi...

 Edip Ahmet Yükneki, 
Atabetü'l-Hakayık

Yapıt 12.yüzyılın başlarında Edip Ahmet Yükneki tarafın­dan yazılmıştır. Yapıtın adı “gerçeklerin eşiği” an­lamına gelir. Aruz ölçüsü kullanılmış, mesnevi düzenine göre yazılmıştır. Ayet ve hadislerden yola çıkarak İslam ahlakını öğretmeye çalışan didaktik bir yapıttır. Dindarlığın erdemleri, temel mutluluk yolunun bilim olduğu, ahlakın yararları, yapıtın başlıca konularıdır. Giriş (Allah’ın Peygamberin övüldüğü bölüm) kaside biçiminde uyaklanmıştır. Asıl bölümse mani biçiminde uyaklıdır. Konusu din ve ahlaktır. Didaktik (öğretici) bir eserdir. Gazel ve kaside denilebilecek tarzda şiirler vardır.  Eser 40 beyit ve 102 dörtlükten oluşmaktadır. Telmih (hatırlatma) sanatı kullanılmıştır. Arapça ve Farsça kelimeler vardır.

"Ermiş", "Sözler" ve Kum ve Köpük avare" gibi yapıtlarıyla tanınmış Lübnan asıllı ABD' li mistik yazar, şair ve ressam...

Halil Cibran, Khalil Gibran (d. 1883 - ö. 1931), 
Gubran Khalil Gubran bin Mikhā’īl bin Sa’ad), 
Lübnan asıllı ABD'li ressam, şair ve filozof.

1883 yılında Bechari'de doğdu. Oniki yaşında iken ailesi ile birlikte Amerika'ya göç etti. İlk orta ve lise öğrenimini Boston'da tamamladı. Daha sonra ısrarı üzerine ailesince Beyrut'taki El Hikmet Medresesi'ne gönderildi. Yüksek öğrenimini burada bitiren Cibran, 1902' de bir daha dönmemecesine ayrıldı anayurdundan.

1902-1908 yılları arasında resim yaparak geçimini sağladı. 1908'de Paris'e gitti; güzel sanatlar akademisi'ne yazıldı. Üç yıl süreyle çağının en büyük heykeltraşı Auguste Rodin'den ders aldı. 1911'de yeniden Amerika'ya döndü. 1918'de ilk kitabı "The Madman-Deli" yayınlandı. 1923'de "The Prophet-Ermiş" basıldı. Bu kitabıyla adı bütün dünyaya yayıldı. "Jesus, The Son of Man-İnsanın Oğlu İsa" ve "The Earth Gods-Yeryüzü Tanrıları" adlı kitaplarıyla bu başarısını pekiştirdi.

1931 yılında New York'daki küçük bir çatı katında yoksulluktan ve birbiri ardına gelen hastalıklardan kurtulamayarak öldüğünde 48 yaşındaydı.

Kitapları;
Kırık Kanatlar ,
Haberci ,
Gezgin ,
Deli ,
Fırtınalar,
Ermiş,
Ermişin Bahçesi,
İnsanoğlu İsa ,
Sözler ,
Dünya Tanrıları,
Asi Ruhlar ,
Kum ve köpük avare,

5 Temmuz 2010 Pazartesi

1887-1967 yılları arasında yaşayan, daha çok edebiyat tarihi araştırmalarıyla tanınan şair ve yazarımız ...

Ali Canip Yöntem, (1887-1967).

20. yüzyıl şair ve yazarlarımızdandır. 1887 yılında istanbul’da doğdu. İdadiyi (Lise) Selanik’ te bitirdi. Mektebi Hukuk’a devam etti. Bu okuldan son sınıfta ayrıldı. Genç Kalemler dergisine geçti (1911  Selanik). Yeni Lisan akımını benimsedi. Yalın bir dille, hece ölçüsüyle şiirler yazdı. (Yeni Mecmua 1917-1918)

Ortaokullarda, yüksek öğretim kurumlarında öğretmenlik, müdürlük yaptı. Maarif müfettişi oldu. 19341950 yılları arasında Ordu ve Çanakkale milletvekilliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yaptı.

Ali Canip, şairliğinden çok okul kitapları, edebiyat ve 18. yüzyıl edebiyat tarihimiz üzerine geliştirdiği araştırmalarıyla ün yaptı.

Başlıca eserleri;
Geçtiğimiz Yol (Şiirler, 1918), 
Edebiyat (Lise 1,1926), 
Epope (192730), 
Türk Edebiyatı Antolojisi (193134), 
Milli Edebiyat Meselesi, 
Cenap Bey’le Münakaşalarım (1918)

29 Haziran 2010 Salı

Tanrı ile şakalı, takılmalı bir söyleyişle, konuşur gibi yazılan tekke edebiyatı şiir türü...

Şathiye, (Eski, Osmanlıca).

Dini ve tasavvufi halk şiirinde mizahi manzumelere genel olarak şathiye adı verilir. Şathiyeler, mutasavvuf şairlerce söylenmiş ya da yazılmış, tasavvufi inançları dile getiren, anlaşılması yorumlanmasına bağlı şiirlerdir. Tasavvufi konuları işleyenleri şathiyat-ı sûfiyâne adını alırlar. Şathiyelerde Allah’ın celâl sıfatının değil, cemal sıfatının ön plana çıkarıldığı görülür. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi-Alevi şairlerinde rastlanır. Allah ile alay eder gibi yazılmış şathiyeler küfür sayılmıştır. Ama şathiyeler asla küfür değildir. Şathiyeler biçimce komik ve alaylı olabilir ama şathiyede aranan şiirin arkasındaki düşüncedir. Anlanıp yorumlandığında çok derin anlamlara sahip oldugu görülür. Şathiye çok derin tasavvufi konular işleyen felsefi şiirlerdir. Kaygusuz Abdal şathiye yazmıştır.