Translate

fransızca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fransızca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2010 Cuma

Mermilerde ve ateşli silahlarında çap birimi...

Kalibre, (Fr. calibre). 

Mermilerde, ateşli silahlarda çap. Tüm ateşli silahlar da silah çaplarına kalibre (Cal.) denir.
Namlunun setleri arasındaki mesafeye verilen ad. Dolayısıyla o namluda kullanılan mermi adı da aynı isimle geçer. Amerika ve bazı avrupa ülkelerinde ölçü birimi mm olarak değilde inç olarak geçtigi için çap ve kalibre rakamları arasında fark gözükür. Avrupa ya da Amerika da .50 caliber denilince 12.7 mm demektir. 
 
Metrik Kalibrasyon sisteminde silahın ateşlediği mermi çapı ve kovan boyu milimetre olarak  ifade edilir. Bu sistemde Tabanca ve Tüfek fişeklerinin ifadesi hep aynı sistemle yapılır.  Önce mermi çekirdeğinin çapı milimetre cinsinden yazılır, sonra 'x' harfi konulur. Kovan boyu milimetre cinsinden yazılarak fişek ifade edilmiş olur.(8x57 mm.)

Kalibre cinsinden ifade edilenler 22 Cal, 30 Cal, 38 Cal, 45 Cal, .338 Cal, .50 Cal.
1 kalibre = 0.254 mm 


Genel Bilgi;

Ağır ateşli silahlar: Birden fazla kişi tarafından kullanılabilen, ağır, tahrip gücü yüksek, menzili uzun silahlardır. (havan, uçaksavar).
Hafif ateşli silahlar: Tek kişi tarafından kullanılabilen uzun veya kısa namlulu silahlardır. (tabanca, tüfek).
Harp tüfekleri: Yivli - setli namlulu, uzun menzilli delici güçte silahlardır.(M16, AK-47, G3)
Av tüfekleri: Yivli veya yivsiz (kaval) namlulu olabilir. Otomatik tipleri de mevcuttur.
Toplu tabancalar: Toptan dolma, genellikle 5-9 mermi alan silahlardır.
Otomatik tabancalar: Otomatik ibaresi, fişeği kendi kendine doldurması ve boş kovanı atması manasındadır. Kendiliğinden dolduruş yaparlar. İlk dolduruş atıcı tarafından yapılır.
Tam ve yarı otomatik olabilirler. Yarı otomatiklerde her atış için tetiği ayrı ayrı çekmek gerekir. Tam otomatiklerde tetik bir kere çekildiğinde bırakılıncaya veya fişek bitinceye kadar atış devam eder, şarjör kapasiteleri 13-18 civarındadır. Ek şarjörler yapılarak kapasite 24-30'a çıkarılabilir. Makineli tabancalar, el tabancalarından daha büyük ve şarjör kapasiteleri daha fazla (15-70 mermi) olan, tam veya yarı otomatik ateş edebilen tabancalardır. (MP5, Sten).

30 Ağustos 2010 Pazartesi

26 Ağustos 2010 Perşembe

1874-1935 yılları arasında yaşayan ve “Hisse-i Şayia”, “Sekizinci”, “Yavuz Hırsız” gibi komedileriyle tanınmış oyun yazarımız...

İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci,(1874-1935)

1874'te İstanbul' da doğan İbnürrefik Ahmet Nuri Galatasaray' dan mezun olduktan sonra Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği' nde ve Karantina İdaresi' nde çalıştı. Bu idarenin Lozan Antlaşmasıyla dağılması üzerine muhasebe müdürlüğünden emekli oldu. Tiyatro yazarı İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci 6 Mart 1935' de Ankara'da öldü. En sevdiği oyunu Sekizinci'yi soyadı olarak alan Ahmet Nuri, Ankara Halkevi Tiyatrosu' nda rejisörlük yapıyordu. Darülbeydayi' nin yönetim kurulu üyeliğine seçildi (1915). Ankara Halkevi' nde tiyatro yönetmeni olarak etkinlikte bulundu. Meşrutiyet döneminin bir oyun yazarı olarak başlayan Ibnürrefik, öbür yazarlara benzemez olarak oyun yazarlığını başlı başına bir uğraş olarak almıştır. Kaba çizgili güldürü ve töre komedyalarında daha çok aile kurumunu ele alarak kadın-erkek, karı-koca, anababa-çocuk ilişkilerini güldürüyü ön planda tutan bir yönelimle vermeye çalışmıştır.

Yapıtlarının birçoğu Fransızca oyunlardan uyarlama ve aktarma olmakla birlikte günlük dili çok iyi kullandığından asıllarından daha canlı ve başarılı olmuştu. Ahmet Nuri'nin en tanınmış oyunu, Alfred Savoir'ın La Huiteme Femme de Barbe-Bleu (Mavi Sakalın Sekizinci Karısı) adlı oyunundan uyarladığı Sekizinci (1922) idi. Bundan başkan Hisse-i Şayia, Ceza Kanunu, Nurbaba, Şeriye Mahkemesinde, Belkıs, Himmet'in Oğlu, Hoşkadem Gebe ve Son Altes gibi oyunları sahnelenmiştir. Bir komedi ve vodvil ustası olan Ahmet Nuri 1932'de Mahmut Yesari ve Reşat Nuri Güntekin'le birlikte Kelebek adlı bir mizah dergisi çıkarmıştı.
Eserleri;
Alemdar (1914), Sivrisinekler (1921), Ceza Kanunu (1924), Dört Cihar (1924), Nurbaba (1924), Hisse-i Şayia (1930), Seriye Mahkemesinde (1933), Belkıs (1934), Himmeün Oğlu (1934), Son Ateş (1934); Aşk-Atik, Cereme, Dengi Dengine, Tecdid-Nikah, Gücü Gücüne Yetene, Fırsat Yoksulu, Kadın Tertibi, Açık Bono, Nakış, iki Bebek, iki Ateş Arasında, izdivaç Projesi, Yeni Dünya, Ferda.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Şık, lüks ve gösterişli giyim tarzı...

Abiye, (Fransızca habillé ).
Gece kıyafeti, 
Gösterişli, göz alıcı öğleden sonra veya özel gecelerde giyilen şık giysi, tuvalet.

Abiye kelimesi dilimize Fransızca”dan geçmiş olup ( habillé ) gösterişli, göz alıcı öğleden sonra veya özel gecelerde giyilen şık giysi anlamını taşır. Eş anlamlı olarak yine Fransızca’dan (toilette) dilimize geçmiş bulunan ” tuvalet ” kelimesi de kullanılmaktadır. Abiyeler, o denli seçkin modellenir, hazırlanır, dikilir, sunulur ve o denli seçkin günler, geceler içindirler ki en az gelinlik kadar, hanımların en özel kıyafetleri durumundadırlar.

17 Ağustos 2010 Salı

Boyu ceketten uzun, mantodan kısa olan kadın giysisi...

Truvakar,

Kısa manto.
Kadın giysisi için, kol boyu dirsek ile bilek arasında olan ve uzunca kadın ceketi .
Fransızca trois-quart kelimesinden Türkçe' ye geçmiştir. Dirsek ve bilek arası boyun, kolun üç çeyreğine tekabül etmesine istinaden bu isim verilmiştir.  Piyasada 3/4 kol boyu olarak da bilinir. Ayrıca dirsek ile bilek ortasında son bulan bluz kollarına da bu isim verilir.
 

16 Ağustos 2010 Pazartesi

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Dünya üzerinde Fransızca konuşanlara verilen ad...

Frankofon (francophonie, francophone),

Fransızca konuşan kimse için veya çoğunluk olarak Fransızca konuşulanlara verilen isimdir.
Kendisi fransız olmadığı halde ana dili fransızca olan kişilere Frankofon denmektedir. Dünya Frankofoni günü Dünyadaki 170 milyon frankofon tarafından 20 Mart tarihinde kutlanır. 

Batı Afrika ülkelerinin birçoğu, Belçika, İsviçre, Kanada, Yunanistan, Ermenistan, Romanya, Avusturya, Macaristan, Ukrayna gibi birçok ülkenin üye olduğu birliğe de Frankofon ülkeler denir. Eskiden Fransa' nın sömürgesi olan ve ana dilleri hala fransızca olan ülkeler demek oluyor. Fransızca'nın resmi dil olarak konuşulduğu 18 Afrika ülkesi vardır.Bunlar, Benin, Burkina Faso, Kamerun, Merkezi Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo Cumhuriyeti, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Cibuti, Gabon, Guinea, Fildişi Sahili, Madagaskar, Mali, Moritanya, Nijerya, Ruanda, Senegal, Tago, Cezayir, Tunus, Fas. Frankofon Afrika'nın bir çok yerinde Fransızca doğrudan ya da dolaylı olarak bu büyük kıtada çeyrek milyar insanın iletişim aracıdır.

22 Temmuz 2010 Perşembe

kadınların bluz üzerine giydikleri yelek...

Jile, (Fransızca, gilet) 
Arkası ve önü tek parça olan, kolu ve yakası omayan bir yelek türü.
Kadınların genellikle bluz üzerine giydikleri yelek biçimindeki giysi.

22 Haziran 2010 Salı

Okyanusların çok derin kesimlerine verilen ad...

Abis, (Latince Abyssus, Yunanca Abyssos, Dipsiz'den Fransızca Abysse),

Okyanusların çok derin yeri (2000m.' den derin) ve daha özel olarak, güneş ışığının erişemediği kesim.

Yeryüzünün yarıdan fazlası abislerle kaplıdır. Abislerin özellikleri, önce sondajla (dipten örnek getiren sondaj kepçeleriyle), sonra doğrudan ulaşılarak (Piccard batiskafı, 1953) ve denizaltı, film ve televizyon çekimiyle belirlendi.
Biyolojik bakımdan abisteki koşullar yeraltı sularındaki koşulları andırır. 600 m' den derinde tam karanlık (dolayısıyla "üretici"lerden, yani alg'lar gibi klorofili! bitkilerden tam yoksunluk) ve beslenme açısından, ışık alan yüzeysel sulardaki kaynaklara tam bağımlılık. Bu bağımlılık, abisteki hayvanları üç türlü beslenmeye yöneltir. Az derinde yaşayan canlı avları yakalamak için biraz yukarı çıkmak, "hiç durmadan yağan kar gibi" (R. Carson) dibe doğru düşmekte olan ölü varlıkları geçerken kapmak, dibe ulaşan artıkları ya da dipte yaşayan canlıları (bentos) yakalayıp yemek.

Abis balıklarının çoğunda ağız, gövdeye göre oldukça büyüktür; bazılarındaysa yukarıya dönüktür (saccopharynx). Abislerin karanlık oluşu buradaki kör ya da tersine çok iri gözlü türlerin çok oluşunun nedenidir. Bu canlıların birçoğunda, hatta kendileri kör olsa bile. görebilen avları çeken (ışık saçan) organlar vardır. Dipte yaşayan canlılar büyük derinliklerdeki ince unsurlu çamura batmamak için uzun bacak ya da geniş yassı taban gibi özel organlara muhtaçtır. Abislerde hiçbir şey hızlı değişmez ve koşul sürekliliği gösteren böyle bir ortama uyarlanmış hayvanlar hızlı basınç, sıcaklık ve tuzluluk değişikliğine pek dayanamazlar. Milyonlarca yıldan beri yüzeyde kaybolmuş pek çok yaratık, yeryuvarın ve biyolojik evrimin dışında kalarak hâlâ abislerde yaşamaktadır. Abislerde yumuşak yaratıkların çokluğu ve balık iskeletlerinin kırılganlığı, derin sularda kalker oranının çok düşük olması yüzündendir. Bireylerin birbirinden ırak olması erkek ve dişinin karşılaşmasını güçleştirdiğinden, dişinin üzerinde asalak yaşayan "cüce erkek" li türler ortaya çıkmıştır.

Doğurgan ya da çabuk gelişen türlerin çokluğu, kendi yumurtalarını kuluçkalayan ya da herhangi bir biçimde koruyan türlerin varlığı da bu yüzdendir.

11 Haziran 2010 Cuma

Edebiyatta düz yazı...

Nesir,(Fr. Prose),
Düz yazı, Edebiyatta düzyazı sanatı.  

Dil kurallarından başka hiçbir kurala bağlı olmayan, konuşma diline yakın olan doğal anlatım yoludur. Terim olarak önceleri düzyazı yerine inşa, düz yazı yazarına münşi denirdi. Sonradan inşa nesir, münşi nasir oldu. Günümüzde nesir yerine düzyazı, hatta yalnızca yazı ve nâsir yerine yazar terimleri kullanılmaktadır. Genel olarak tartı, ölçü ve uyak gibi kayıtlara bağlı olmıyan yazıya nesir denir.

4 Nisan 2010 Pazar

2 Nisan 2010 Cuma

Kadın şapkasında ince tül...

Vualet,  Fr. vualet .
Yüz tülü, tül şapka,

Kadınların şapkalarına taktıkları ve yüzü kapatan tüle verilen isim. Kadın şapkalarına konulan ve yüzü örten ince tül.

12 Mart 2010 Cuma

Zorla kabul ettirilmiş...

Empoze, (Fr. imposé).
“Dayatmak” anlamındaki empoze etmek birleşik fiilinde geçen bir sözdür.
Zorla benimsetilmiş, kabul ettirilmiş olan.

10 Mart 2010 Çarşamba

Kertenkele derisi...

Lezar,(Fransızca).
Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir tür deriye verilen ad. 

10 Şubat 2010 Çarşamba

''Göğüsle ilgili'' anlamında kullanılan tıp terimi...

Pektoral, (pectoral; pectoralis) İtalyanca, pettorale.
Göğse ait , göğüs ile ilgili/ait.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Diyalektik...

Diyalektik (Fr. dialectique); Cedel, Eytişim,

Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi, eytişim.

1. Genelde akıl yürütme yoluyla araştırma ve doğrulara ulaşma yöntemi. 
2. Bir tez veya görüşü, onun mantıksal sonuçlarını incelemek yoluyla çürütme yöntemi. 
3. Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmaya yarayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Salgın hastalık...

Epidemi,(epidemic). 
Pandemi,
 
Enfeksiyon hastalıklarının yol açtığı yerel salgınlar. Fransızca kökenli  épidémie sözünün tıptaki kullanımı. Türkçe' de salgın hastalık anlamına gelmektedir.
1665 - 1666 veba : 34 milyon insanın ölümü ile sonuçlanan bir salgın hastalıktır.
1817 kolera : Hindistandan başlamış ve tüm dünyayı saran bir salgın hastalıktır.