Translate

Ödül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ödül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2015 Pazar

Başı kesik bir koyunu belli bir daireye atabilmeyi amaçlayan ve iki takım halinde at üstünde oynanan Kazakların ulusal oyunu ...

Kökbar,
Kökpar, 
Kazaklarda, Kökbar adı verilmiştir.
Kökpar oyunu oynayan kişiye Kökparşı denir.
 
Türkistan’da bu oyuna Gökböri, Gökbörü, Kökpari, 
Afganistan’da bu oyuna Buzkaşi, 
Anadolu'da pek oynanmayan bu oyun Ödül kapmaca, Pösteki adları ile bilinir. Pösteki Farsça bir kelime olup koyun ya da keçi postuna denir.

Kökperi, Kökberi.
Kökbörü,Kökböri,
Köpkeri,


Kazakların oynadığı ulusal bir oyundur. Başı kesik bir koyun ile iki takımın yarışma şeklinde bir oyundur. Başı kesik bir koyunu belli bir daireye atabilmeyi amaçlayan ve iki takım halinde at üstünde oynanan Kazakların ulusal oyunudur.

Kökpar, Kazakların atlı bir spor oyunu olup oyuna katılacak atlı oyuncular başlama çizgisi olarak belirlenen yerde sıralanırlar. Oyuncuların 50-60 m. uzağına, başı kesilmiş oğlak veya kuzu bırakılır. Başı kesik hayvan oyuncu atlılardan biri tarafından yerde veya havada yakalanır. Bu oğlağı, alan atlı, eğeri üzerinde, ayağı ile sımsıkı tuttuğu halde alabildiğine atını koşturarak önceden çizilmiş daire içine atmaya çalışır. Diğer oyuncular oğlaklı atlıya yetişip tuttuğu başı kesik hayvanı alması gerekir. Oyun 4-5 km. 'lik bir alanda oynanıyor. Kökparı alan oyuncu, bu alanı katedip bitiş çizgisine getirdiği zaman oyunu kazanmış olur.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

"Körleşme", "Sözcüklerin Bilinci" gibi yapıtları dilimize de çevrilen ve 1981 Nobel ödülü nü kazanan İngiliz uyruklu yazar...

Elias Canetti,(1905, Rusçuk -  1994, Zürih) 

1981 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, kökeni 1492'de İspanya'dan göç etmiş Sefarad yahudilerine dayanan, Almanca eserler vermiş yazar.

Elias Canetti, 25 Temmuz 1905' de Rusçuk' ta doğdu. Yahudi bir ailenin çocuğu olan Elias, 1911 yılına kadar burada yaşadı. Daha sonra aile önce İngiltere'ye, babasının ölümüyle de Viyana'ya taşındı. Böylece Elias, Ladino, Bulgarca, İngilizce ve Fransızcanın yanında Almanca da öğrendi. 

Gelecekte de eserlerini hep Almanca yazacaktı.  1916'da Viyana'da kimya öğrenimi gördüğü sıralarda edebiyata da merak salmaya başladı. Buradaki edebiyat çevrelerine yavaş yavaş girmeye başlayan Canetti, 1929 yılında Viyana Üniversitesi' nden mezun oldu. Bu arada ilk edebi çalışması ''Dahi Brutus''u yazdı.   

1927 yılında Viyana Adalet Sarayı'nın öfkeli bir kalabalık tarafından yakılmasından çok etkilenen yazar, bu tarihten sonra toplumdaki davranış bozuklukları üzerine yazmaya ve araştırmaya başladı. 1928 yılındaki Berlin seyahatinde Bertolt Brecht, Isaak Babel ve George Grosz ile tanıştı. Onlardan da etkilenerek insanın çılgınlıkları üzerine bir çok roman yazdı. 30 yaşında tamamlayacağı ''Körleşme'' adlı başyapıtında da yine bundan ilham aldı. 1930' lu yılların başında Amerikalı yazar Upton Sinclair' in eserlerini çeviren Canetti, 1934 yılında kendisi gibi yazar olan Veza Taubner-Calderon' la evlendi. Bu sırada ''Düğün'' ve ''Kibir Komedisi'' isimli iki tiyatro oyunu yazdı. ''Kibir Komedisi'', absürd tiyatronun ilk örneklerinden biri olarak görüldü. 

Nazilerin Viyana'yı işgal etmelerinden kısa bir süre önce Paris'e taşınan yazarın 1935 yılında basılan büyük eseri ''Körleşme'' Nazi yönetimi tarafından yasaklanan kitaplar arasına girdi. Ama bu eserin başarısını gölgeleyemedi, ''Körleşme'' Avrupa ve Amerika' da bir çok edebiyat otoritesinin dikkati çekti ve yoğun ilgi gördü. Paris' ten Londra' ya taşınan yazar, 1952 yılında vatandaşlık hakkı kazanarak hayatının büyük bölümünü burda geçirdi. 

1960 yılında, ''Kitle ve İktidar'' yayınlandı. 1971' de Hera Buschor adında bir restoratörle ikinci kez evlendi. Böylece İsviçre'ye taşınan yazar son yirmi yılını Zürih'te geçirdi ve 14 Ağustos 1994 yılında burada toprağa verildi. Canetti, vasiyeti üzerine ünlü yazar James Joyce' un yanına gömüldü. Nobel Ödülü(1981) dahil bir çok ödülün de sahibi olan usta yazar 20. yüzyılın toplum ve insan psikolojisine ışık tutan bir çok değerli eser bırakmıştır.     


Başlıca Eserleri;
Körleşme (Die Blendung)1935, Düğün (Die Hochzeit) 1932, Kibir Komedisi (Komodie der Eitelkeit) 1934, Sayılı Gün (Die Befristeten) 1956, Kitle ve İktidar (Masse und Macht) 1960,, Kurtarılmış Dil (Die Gerettete Zunge) 1977, Kulaktaki Meşale (Die Fackel im Ohr) 1980, İnsanın Sılası (Die Provinz des Menschen) 1973, Sözcüklerin Bilinci (Das Gewissen der Worte) 1975,    

Ödülleri;
Nobel Ödülü,Franz Nabl Ödülü, Nelly Sachs Ödülü, Europa Prato Ödülü, Johann Peter Hebel Ödülü ve Kafka Ödülü.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Modern matematiğin birçok dalının gelişmesine öncülük eden ünlü Norveçli matematikçi...

Abel, 
Niels Henrik Abel, (1802 - 1829), Norveçli matematikçi.

Norveç Stavanger-Findö adası doğumlu Niels Henrik Abel, 1829’ da 26 yaşında Froland’ da veremden öldü. Ölümünden 2 gün sonra Berlin Üniversitesinden gönderilen mektupta, Abel’ in ölümünden habersiz, genç matematikçiye çalışmalarının dikkat çektiği ve üniversitede iş teklif edildiği bildiriliyordu. Ölümünden sonra kıymeti anlaşılmış olup, matematikte Norveçli dahi matematikçi Niels Henrik Abel adına"Abel Ödülü" verilmektedir.

Niels Henrik Abel, 1802 ile 1829 yılları arası yaşamıştır. O dönemler, genç bir matematikçinin şöhreti yakalayabilmesi için tek çaresi, Paris gibi büyük merkezlerdeki tanınmış kişilerin takdirini kazanabilmek olduğundan, Abel de Paris' te zamanın büyük isimlerinden Cauchy'ye bir çalışmasını takdim eder. Oysa Cauchy kendi ünüyle meşgul, bu kuzeyden gelen genç adamın verdiği çalışmayı okumadan kaybeder. Abel de Berlin'de tanıştığı Crelle adlı bir matematikçinin teklifine uyarak onun yeni çıkaracağı bir matematik dergisine makale göndermeye başlar.

Matematikte, eliptik integral adıyla bilinen bazı tür integrallerin kavram olarak anlaşılmasını sağladı. Altında yatan temel kavramlar Abel’ in ve çağdaşlarının çalışmalarıyla aydınlandı. Abel’ in matematik dünyası dışında da tanınmasını sağlayan çalışması ise beşinci derece polinom denklemlerinin çözümleriyle ilgili. Birinci ve ikinci derece polinom denklemlerinin çözümü yıllardır biliniyordu. Üçüncü derece polinom denkleminin çözümünü, 15. yüzyılda İtalyan matematikçi Cardano, dördüncü derece polinom denklemin çözümünü de Cardano’ nun arkadaşı Ferrari, katsayılar cinsinden çözmeyi başardı.

İnsanlar dördüncü derece denklemlerden sonra beşinci derece denklemlerle tam üç yüzyıl hiçbir sonuç almadan uğraştı. Abel burada tarih sahnesine çıktı ve beşinci dereceden genel bir polinomun köklerinin bilinen yöntemlerle bulunmasının mümkün olmadığını gösterdi. Bazı özel beşinci derece denklemlerin çözümünün bulunduğu halde, her denkleme aynı şekilde uygulandığında, çözümü verecek yöntemin olmadığını ispatladı.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Çağdaş Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden, öykü ve roman yazarı...

Muzaffer Buyrukçu (1930 - 2006),
1930’da Niğde’de doğan Buyrukçu; daha sonra ailesiyle beraber İstanbul’a geldi. Öğrenimini orta 2’nci sınıfta yarıda bıraktı. Küçük yaşta çalışma hayatına atılan Buyrukçu, İstanbul ve İzmir’te aşçı yamaklığı, kunduracılık, inşaat işçiliği, frezecilik, Son Telgraf Gazetesi’nde müstahdemlik yaptı. Daha sonra Toprak Mahsulleri Ofisi’nde memur olarak çalışmaya başlayan Buyrukçu, 1971’de buradan emekli oldu. Bir çocuk babası olan Muzaffer Buyrukçu, edebiyatımızın en saygın ödülleri kabul edilen Haldun Taner Öykü Ödülü, Yunus Nadi Öykü Armağanı, Sait Faik Hikaye Armağanı gibi ödüllerin de sahibiydi.

Sanat hayatına, 1945'te kapıcı olarak çalıştığı Son Telgraf'ta yayımlanan öyküleriyle başlayan Muzaffer Buyrukçu Korkunun Parmakları (1958 Dost Dergisi Birincisi), Kuyularda (Otağ Dergisi 1962 birincisi) Bulanık Resimler'le 1962 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü'nü, Kavga ile de 1968 Sait Faik Armağanı'nı kazandı. Yüzün Yarısı Gece ile de Haldun Taner Öykü Ödülü ve Yunus Nadi Öykü Armağanı de aldı. Edebiyat dergilerine geçişi ise 1953 başlarındadır. Konularını İstanbul'un kenar mahallelerinde yaşayan dar gelirli ailelerin dertli,çekişmeli hayatlarından alan Buyrukçu,yedi hikâye kitabı çıkardı.

Eserleri;
Roman, Mağara (1971) Bir Olayın Başlangıcı (1970) Gürültülü Birkaç Saat (1969) Dar Sokaklardaki Duman (1993) Gece Bitmedi (1995) Dışarıdaki Rüzgar (1998) Akan Sular Şarap Olsa (1998) Ucu Güllü Kundura (1998), Eski defterler.
Öykü, Katran (1956) Acı (1957) Korkunun Parmakları (1959, Dost Dergisi 1958 yılı birincisi) Bulanık Resimler (1961, Türk Dil Kurumu 1962 yılı Öykü Ödülü) Kuyularda (1962, Otağı Dergisi 1962 yılı birincisi) Cehennnem (1966) Kavga (1968 Sait Faik Armağanı) Şarkılar Seni Söyler (1982) Günlerden Bir Gün (1983) Hüzünlü Kar Çiçekleri (1987) Her Yer Karanlık (1989) Bin Hüzün (1990) Şarkı Gibi (1992) Yüzün Yarısı Gece (1994, 1994 Yunus Nadi Armağanı ve Haldun Taner Öykü Ödülü) Telefon Konuşmaları (1997) Bir Aşk Daha (1996) Ucu Güllü Kundura (1998, Cumhuriyet Kitapları) Dumanı Tüten Çay Gibi (1999) Yalnızlığın Arkasındaki Gülümseme (2001) İpek Pijamalı Katiller (2004) Ay Kokuyor (2004)
.

25 Temmuz 2010 Pazar

“Küller ve Elmas”, “Danton”, “Ecinniler” gibi filmleriyle uluslararası bir üne sahip olan Polonya' lı sinema yönetmeni...

Andrzej Wajda (d. 6 Mart 1929, Suwalki), Polonyalı sinema yönetmeni.

Polonya ekolünün ustası olarak tanımlanan Wajda, ulusal birlik düşüncesinden hareketle, tarihi ve siyasi filmlere imza attı. Öğretmen bir anneyle subay bir babanın oğlu olarak 6 Mart 1926’da dünyaya geldi. İkinci Dünya Savaşı sırasında 16 yaşındayken Direniş Örgütü’ne katılmasının ardından, savaş sonrası Krakov Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim eğitimi aldı. Savaş yaşamış olması, yönetmenin kendi deyimiyle “kaçma” isteğine neden olacaktı. Daha sonra Lodz Üniversitesi’nde 1954 yılına kadar sinema yönetmenliği okudu. Okuldaki öğrenimi sırasına üç kısa film çekti. Polonyalı usta yönetmen Alexander Ford’un desteğiyle ilk filmi “Bir Kuşak”ı (veya Bir Nesil) 1954 yılında tamamladı. Bu filmde, farklı siyasi söylemleri olan gençlerin, Alman işgalci kuvvetlerine karşı birleşmelerini işledi. Düşmana direnen insanların iç dünyalarına eğilerek, bir işçinin bireysel ve siyasal gelişimlerini ortaklaştırdı. Wajda, çağdaş insanın kaygılarını, korkularını, özlemlerini ve yalnızlığını konu alan filmler yaptı.

Filmleri;
Bir Nesil (Pokolenie, 1954)
Kanal (1957)
Lotna (1959)
Samson (1961)
Sibiryalı Lady Macbeth (Sibirska Ledi Magbet, 1962)
Her Şey Satılık (Wszystko na Sprzedaz, 1967)
Savaş Sonrasından Görünümler (Krajobraz po Bitwie, 1970)
Düğün (Wesele, 1972)
Vaadedilmiş Toprak (Ziemia Obiecana , 1975)
Demir Adam (Czlowiek z Zelaza, 1982)
Danton (1982)
Almanya’da Bir Aşk (Eine Liebe in Deutschland , 1983)
Ecinniler (Les Possédés, 1987)
Kutsal Hafta (Wielki Tydzien, 1995)
İntikam (Zemsta (, 2002)
Katyn (2007)

Soyut dışavurumculuk akımının en önemli adlarından biri olup boyayı tuvale damlatarak, akıtarak ya da savurarak yapılan "Damıtma Resmi" geliştirmiş ünlü ABD' li ressam...

Jackson Pollock (d. 28 Ocak1912, Wyoming, ABD11 Ağustos1956, New York, ABD), 
Soyut dışavurumcu ressam, 20. yüzyılın en önemli sanatçılarındadır. 

Damlatma tekniği (drip painting) ile boya karıştırma, fırça kullanımı gibi alışılagelmiş uygulamaları bir kenara bırakmış, yere serdiği devasa boyutlardaki tuval bezleri üzerinde hareket ederek boyayı dökme, damlatma, fırlatma suretiyle sonradan aksiyon/hareket resmi adı verilen resimler yapmıştır. 

1951' den sonra koleksiyonerler ve galerilerden daha değişik resimler yapması için baskılar gelmeye başlamış ve bu baskılar karşısında Pollock'  un varolan alkol sorunu dah da büyümüş, resimleri karanlıklaşıp figüratif ögeleri de kapsamaya başlamıştır. 1956'  da yaptığı bir araba kazası sonunda ölmüştür.

Pollock adlı filmde de ünlü ressamın fırtınalı hayatı ele alınmıştır.
Bu filmde Ed Harris en iyi erkek  oyuncu dalında 2000 yılı Oskar ödülü almıştır.

20 Temmuz 2010 Salı

"Acılar Dönemi", "Bir Y ürekte Bir Yaşamdan" gibi şiir kitaplarıyla tanınmış şair ve yazarımız...




Şükran Kurdakul,

1927 yılında İstanbul' da doğdu. İzmir Karşıyaka Lisesi' nde okurken, komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle eğitimine son verildi ve tutuklandı. İzmir Belediyesi' ne girerek, memur olarak çalıştı. Daha sonra İstanbul' a gitti. Bir bankaya girerek memur olarak çalışmaya başladı. Burada da komünizm propagandası yapmakla suçlanarak, tekrar tutuklandı. Serbest kaldıktan sonra bir süre gazete ve dergilerde düzeltmen olarak çalıştı. Yelken dergisini yöneten Kurdakul; Ataç ve Eylem dergilerini yayın hayatına kazandırdı. Ataç Yayınevi' ni de kuran ve yöneten yazar, Türkiye Yazarlar Sendikası yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundu. Türkiye İşçi Partis' nin Balıkesir İl Başkanı olarak görev yaptı. Toplumcu şiirlerinin yanısıra öykü, inceleme ve araştırmalarıyla da tanınan Kurdakul, Bir Yürekten Bir Yaşamdan isimli şiir kitabıyla, 1982 yılında Nevzat Üstün Şiir Ödülü' nü aldı.
Eserleri;
Tomurcuk (1943)
Zevklerin ve Hülyaların Şiirleri (1944)
Giderayak (1956)
Nice Kaygılardan Sonra (1963)
İzmir’in İçinde Amerikan Neferi (1965)
Halk Orduları (1969)
Acılar Dönemi (1977)
Bir Yürekten Bir Yaşamdan (1982)
Ökselerin Yöresinde (1984)
Ölümsüzlerle (1985)
İhtiyar Yüzyıla (1997)

12 Temmuz 2010 Pazartesi

1924-1994 yılları arasında yaşayan ve özgün bir figüratif anlatımın egemen olduğu toplumsal içerikli yapıtlarıyla tanınan ressamımız...

Nedim Günsür (1924 Ayvalık-1994 İzmir).

1924 yılında doğdu. 1942 yılında girdiği Güzel Sanatlar Akademisi’nde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi oldu. Öğrenciliği sırasında 10’lar Grubu’nun kurucuları arasında yer alan Günsür, 1948'de Fransız hükümetinden aldığı bursla Paris’e gitti. André Lhote ve Fernand Léger atölyelerinde çalıştı. O zamana değin sürdürdüğü izlenimci resim anlayışını, Picasso, Léger ve Matisse’in yanı sıra, yeni tanıdığı Afrika sanatının da etkisiyle değiştirdi, yarı soyut anlayışa yöneldi.

1952’de yurda dönen Günsür, 1954-1958 yılları arasında Karadeniz Ereğlisi’nde resim öğretmenliği yaptı, daha sonra çalışmalarını bağımsız olarak İstanbul’da sürdürdü. 1961’de gerçekleştirdiği “Gökyüzü” adlı yapıtı, 1963’teki 24. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde birincilik ödülü aldı. 1972’de Milliyet Sanat dergisi tarafından “Yılın Resim Sanatçısı” seçildi. 1973’te düzenlenen Cumhuriyet’ in 50. Yılı Resim-Heykel Yarışması’nda, Atatürk ve Cumhuriyet Ödülü’nü kazandı.

1950’lerde figüratif-dışavurumcu bir anlayışla maden işçilerinin yaşamını konu alan resimler gerçekleştiren Günsür, 1960’lardan sonra kent yaşamı ve sorunlarına yöneldi; “Köylü Aile” (1977), “Göç” (1979) gibi yapıtlarında dramatik yönü ağır basan bir resim anlayışı sergiledi. Kent ve kıyı görünümlerini, lunapark ve bayram yerlerini betimlediği “Panayır” (1982), “Büyükdere’den” (1979), “Denize İnen Sokak” (1979) gibi yapıtlarında ise şiirsel bir anlatıma ağırlık verdi. Nedim Günsür, 1994 yılında hayatını kaybetti.

"Cinayeti gördüm", "Kızıl Çöl", " Gece" gibi filimleriyle tanınmış İtalyan sinema yönetmeni...

Michelangelo Antonioni (d. 29 Eylül 1912, Ferrara, Emilia-Romagna - ö. 30 Temmuz 2007, Roma) İtalyan, film yönetmeni.

1912 yılında İtalya'nın kuzey doğusundaki Ferrara'da doğan ve Bolonya Üniversitesinde ekonomi eğitimi gören Michelangelo Antonioni, 1930'ların İtalyan komedilerini çok sert dille eleştiren yazılarıyla dikkat çekti. 1940'larda İtalyan ulusal sinema okulu Centro Sperimentale'ye yazılan Antonioni, kısa süre içinde senaryo yazarlığına başladı, Roberto Rossellini ve Enrico Fulchignoni gibi yönetmenlerle birlikte çalışmaya başladı.Yönetmenliğe 1950'de 'Cronoca di un Amore' (Bir Aşkın Güncesi) adlı filmle atılan, ancak 1960 yılında çevirdiği ve Cannes Film Festivalinde Jüri özel ödülünü alan L'avventura (Macera) filmine kadar uluslararası sinema çevrelerinde adını duyuramayan Antonioni, 20 kadar filme imzasını atmıştı. Çağdaş İtalyan sinemasının uluslararası ün kazanmış yönetmenlerinden olan Antonioni, siyasetten de kaçınmamış bir sanatçıydı. Antonioni, kendi bakışıyla, 'çağdaş toplumun duygusal bakımdan kısırlaştırılmışlığını' araştırdığı filmleriyle, dünya çapında isim yaptı.1966'da çevirdiği ve çılgın 1960'ları konu alan Blow up (Cinayeti Gördüm) adlı ilk İngilizce filmi unutulmaz yapıtları arasında yer alır. Blow Up (Cinayeti Gördüm), iki Oscar ödülüne aday gösterilmiş ve Cannes Film Festivali'nde 'Altın Palmiye' ödülünü kazanmıştı.Sinema yaşamına 1940'larda başlayan Antonioni'nin diğer önemli filmleri arasında 'La Signora Senza Camelie' (Kamelyasız Kadın), 'La Notte' (Gece), 'L'Eclisse' (Güneş Tutulması), 'Il Deserto Rosso' (Kızıl Çöl), 'Zabriskie Point' (Zabriskie Noktası), 'Professione: Reporter' (Yolcu) yeralıyor.1985 yılında felç geçiren Michelangelo Antonioni, bununla birlikte kamera gerisinde çalışmaya devam etti. 'Film çevirmek benim için yaşamak demek' sözleriyle sinema tutkusunu anlatan Antonioni'nin son filmi, 2004 yılında çıkan 'Eros' üçlemesinin parçası olan 'The Dangerous Thread of Things' (Olayların Tehlikeli Dizilişi) idi. 1995 yılında Antonioni' ye, sinemaya katkılarından dolayı özel Akademi Ödülü verilmişti.

Filmleri;
Michelangelo Eye To Eye  (2004),
Eros (2004),
Bulutların Ötesinde (1995)
Yolcu (1975)
Cinayeti Gördüm (1966)
Batan Güneş(1962),
Gece (1962),
Macera  (1960),
Chambre 666, 

11 Temmuz 2010 Pazar

Romanlarının yanında "Siyah beyaz", Kapan", "Mızıkalı yürüyüş" gibi öykü kitapalarıyla da tanınmış bir yazarımız...

Vüs'at O. Bener,

1922'de Samsun'da doğdu. İlkokulu Erzincan'da, ortaokulu Sivas'ta okudu; Bursa Işıklar Askeri Lisesi ve Harp Okulu'ndan sonra 1953'e kadar orduda görev yaptı. 1957'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ticaret Bakanlığı'nda raportör, Karayolları Genel Müdürlüğü'nde hukuk müşaviri olarak çalıştı. Bir sendikanın danışmanlığını yürüttü. 1992' de emekliye ayrılıp yazarlıkla geçindi.

1950'de New York Herald Tribune gazetesi ile Yeni İstanbul gazetesinin ortaklaşa düzenledikleri öykü yarışmasına katıldı; "Dost" adlı öyküsüyle dikkat çekti. Seçilmiş Hikâyeler, Varlık, Yeditepe dergilerinde yayımladığı öykülerle tanındı. Şiirlerinden çok öyküleriyle bilinir. Ham gerçekliği edebi bir temele oturtarak ele alır. Gündelik olaylarla, bilinçaltında birikmiş yaşam parçalarını birleştirir. Sürekli yeni anlatım biçimleri arar. Bu yönüyle zaman zaman şematizme düşmekle, dış gerçekleri yanlış yerlere koymakla, hatta bozmakla eleştirildi. Kısa dizilerden oluşan, esprili ve şaşırtıcı şiirler yazdı.  Öykülerinden "Dost" Fransızcaya, "Batak" Almancaya, "İlki" İngilizceye çevrildi. Hakkında, Vüs'at O. Bener: "Bir Tuhaf Yalvaç" (Norgunk, 2004) adlı bir kitap yayımlandı. 1 Haziran 2005 tarihinde hayata veda etti.

Eserleri;
Öykü
Dost (1952)
Yaşamasız (1957)
Siyah-Beyaz (1993)
Mızıkalı Yürüyüş (1997)
Kara Tren (1998)
Kapan (2001)
Oyun
Ihlamur Ağacı (1962)
İpin Ucu (1980)
Roman
Buzul Çağının Virüsü (1984)
Bay Muannit Sahtegi'nin Notları (1991) 
Ihlamur Ağacı ile 1963 Türk Dil Kurumu Tiyatro Armağanı
İpin Ucu oyunuyla 1980 Abdi İpekçi Armağanı (paylaştı)
2005 İstanbul Kitap Fuarı Onur Yazarı (Vefatı nedeniyle eşi Ayşe Bener tarafından kabul edildi.)

27 Haziran 2010 Pazar

Hint sinema yönetmeni...

Satyacitrav,  (1921-1992)
Satyajit Ray. Hindistan' ın Bengal' li en ünlü yönetmeni .

Satyajit Ray (Bangladeşli yönetmen, yapımcı)
20. yy.' ın en önemli yönetmenlerindendir. Kalküta' da Bangladeşli ve sanat dünyasının önde gelen ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Presidency College ve Visva-Bharati Üniversitesinde okudu. Kariyerinin başında reklam alanında çalışan Ray, Fransız yönetmen Jean Renoir'le tanışması ve bir Londra ziyaretinde İtalyan yeni gerçekçi film Bisiklet Hırsızları'nı seyretmesinin ardından, film çekmeye karar verdi.

Aralarında uzun metrajlı, kısa metrajlı filmler ve belgeseller olmak üzere 74 film yönetti. İlk filmi, Cannes Film Festivali ödülü dahil pek çok uluslararası ödül alan Pather Panchali idi. Bu film, Aparajito ve Apur Sansar ile birlikte, Apu Üçlemesini oluşturdu. Sinemada senaryo yazımı, kasting, müzik, görüntü yönetmenliği, sanat yönetmenliği, jenerik ve reklam materyallerinin hazırlanması gibi pek çok görevi üstlendi. Aynı zamanda, kurgu türünde eserler veren bir yazar, yayıncı, çizer, grafik tasarımcı ve sinema eleştirmeniydi. Kariyeri boyunca, aralarında 1992 yılı Akademi Onur Ödülü de olmak üzere, çok sayıda ödül aldı.

Kalp rahatsızlığı nedeniyle 1992 yılında hastaneye kaldırılan Ray, aynı yıl 23 Nisan'da Kalküta'da öldü.

Ödülleri;
1992 Akademi Onur Ödülü - Yaşam Boyu Başarı Ödülü


En önemli filmleri;
Apu üçlemesi
Apur sansar (El mundo de Apu) (Apu'nun dünyası)
Pather Panchalı (Küçük Yolun Şarkısı)
Aparajito (Yenilmeyen)
Satranj Ke Khilari (Satranç Oyuncuları)
Jalsagar ( Dans Salonu-1958)
Rabindranath ( 1961)
Teen Kanya (Üç kız-1961)
Kanchenjunga ( 1962 )
Abhijan ( 1962)
Mahanagar (Büyük Şehir-1963)
Charulata ( 1964) Berlin Film Festivalinde en iyi senaryo ödülü
Nayak ( Kahraman-1966),

Hint Sineması ;
Değişik yerel produksiyonlar için kullanılan bir kavram. Bu produksiyonların genelde hem oyuncuları hem konuları hem de dilleri farklı oluyor. Buna rağmen karşılıklı fikir alışverişi oluyor. Bu produksyionların en önemlisi ve dünyada en çok tanınmışı Bollywood. Bunun yanısıra Kollywood, Tollywood ve başka yerel produksiyonları da var. Ardeshir İrani ilk kez 14 Mart 1931’de Hindustani dilinde bir film yaptı ve film yedi hafta boyunca oynatıldı.
Night Shyamalan adıyla tanıdığımız Manoj Nelliyattu, baş rolünü Bruce Willis’in oynadığı 1997 yapımı “Altıncı His” filmiyle Hollywood’da önemli bir hasılat ve üne imza attı. Aynı yönetmen “İşaretler” filmiyle de adından söz ettirdi.
B.S.Narayana, 1960’dan itibaren 30 film yönetmişti. 
İlk Sanskrit film: 1982’de yapılan “Şankaraçarya” dır.

23 Haziran 2010 Çarşamba

"Taşların Aşkı", "Ay doğarken Güneşin battığı yer", gibi kısa metrajlı filimleriyle birçok ödül kazanmış sinemacımız...

Behlül Dal (1922-2002),
 
Fuat Dal ve Paşa kızı olan Zehra' dan doğma Behlül, ilk öğrenimine Galatasaray’ da başlamıştır. Antalya lisesi’ ne devam etti ve daha sonra Kayseri Lisesi’ nden mezun oldu. Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirmeden ayrıldı ve askerlik görevini tamamladı. Antalya Halkevi Bölge Yönetmenliği görevine atandı. Antalya Halkevi’ndeki çalışmaları sırasında çok sayıda oyunun yönetmenliğini yaptı. Bu sırada yazdığı “Meş’um Gece”, “Yalan”, “Salahaddin Eyubi” isimli üç piyesi Halkevleri Repartuarı’ na alındı ve birçok halkevinde sahnelendi. Meltem adlı edebiyat dergisini yayımladı.

“Bir gün bu şehir sinema şehri olacaktır” diyerek 1957’ de Antalya’ da Antalya Filmcilik Komandit Şirketi - ANTİŞ kurdu. Bu şirket İstanbul dışında ilk yapımcı şirkettir. 

Behlül Dal, İstanbul’ da bulunduğu yıllarda Antalya’nın tanıtımına yönelik çalışmalar yaptı. Gazetelerde makaleleri yayınladı. Antalya Yüksek Öğretim Derneği’nin başkanlığını yaptı. İki baskısı yapılan “O Kadın” adlı şiir kitabıyla Antalya özlemini dile getirdi. İstanbul Şehir Galerisi’nde Türkiye’nin ilk “Sesli Şiir Sergisi”ni açtı.

1976 Avrupa Kısa Metraj Birinciliği, Fransa Cumhuriyeti (Merite Civigue) Sivil Liyakat Nişanı, Avrupa Film Festivali Üstün Başarı Ödülleri, Kültür Bakanlığı Yılın En İyi Belgeseli Ödülleri ve TBMM Başkanlığı Takdir Şiltleri ödüllerinin bazılarıdır.

Altın Portakal Festivali kısa metraj dalında kazandığı 8 Altın Portakal Ödülü ile En Fazla Altın Portakal Kazanan Yönetmen unvanını halen korumaktadır.

Bugüne dek üç yüze yakın kısa metraj film yapan Dal, bu filmlerin önemli bölümünde Antalya’yı yansıtmıştır. Yabancı dillere çevrilerek Avrupa televizyonlarında da yayımlanmış yapıtları bulunan Antalya aşığı sanatçı, yönetmen, evli ve iki çocuk babası Behlül Dal 20 Haziran 2002 tarihinde yaşama veda etmiştir.
 
Kazandığı 8 Altın Portakal ödülü ile “En Fazla Altın Portakal Kazanan Yönetmen” unvanını koruyan Behlül Dal, 1997 yılında Antalya Altın Portakal Kültür ve Sanat Vakfı’nca “Ömür Boyu Onur Ödülü”ne layık görüldü. 
 
Eserleri;
Bir Damla Suyun Hikâyesi - 1965
Taşların Aşkı - 1966
Ay Doğarken - 1967
Altın Bıçaklar - 1968
Rüya Gibi - 1969
Vurgun - 1970
Hasret - 1971
Yuva Hasreti - 1973
Güneşin Battığı Yer
Egemenlik Kayıtsız, Şartsız Milletindir
Abant'ta Bir Gün
Ermenek,
Yitirilen Dünya - 1991

21 Haziran 2010 Pazartesi

Hem Nobel, hem de Oscar ödülünü alan İrlanda' lı tek insan ...

George Bernard Shaw (1856 -1950), İrlandalı yazar. 
Oyun yazarı olarak ünlenen yazar, altmıştan fazla oyuna imza atmıştır.  Hem 1925'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü hem de 1938' de Pygmalion için Oscar' ı alarak, bu iki ödülü de alabilen ilk ve tek insan olmuştur. Sosyalizm ve kadın haklarının koyu bir savunucusu olmuştur. Shaw, vejeteryan olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır. Ayrıca resmi eğitime de karşı çıkmıştır. Shaw, 94 yaşında geldiği 1950'de, ağaç budarken merdivenden düştükten sonra oluşan yaralarının iyileşmemesi sonucunda olaydan birkaç gün sonra ölmüştür.

Bernard Shaw'ın aralarında Türkçe yayınlanmış eserlerlerinden bazıları; 
Silahlar ve Kahraman, 
Kandida, 
İnsan, 
Üstün İnsan,
Prütinler İçin Üç Oyun, 
Şeytanın Çömezi, 
Caesar'la Kleopatra, 
John Bull'un Öbür Adası, 
Binbaşı Barbara, 
Doktorun Hatası, 
Genç Bir Bayana Sosyalizm ve Kapitalizm Üzerine Öğütler, 
Bir Çuval İncir, 
Milyoner Kadın,
Geneva, Zoraki Masallar.  

17 Haziran 2010 Perşembe

Çığlık isimli tablosuyla tanınmış Norveç' li ekspresyonist ressam...

Edvard Munch (1863 - 1944)
Çığlık isimli tablosuyla tanınmış Norveçli ekspresyonist ressamdır.
1863 yılında Loten’ de, Dr. Christian Munch ve Laura Cathrine’in ikinci oğulları olarak dünyaya gelmiştir. 1864 yılında aile Christiana’ya (bugün Oslo) taşınmıştır. Burada, Edvard henüz 5 yaşındayken, annesi 1868’de verem hastalığından hayata veda etmiştir. Yaşadığı acı tecrübeler iç dünyasında derin yaralar bırakırken Edvard Munch, 1879’da başladığı mühendislik eğitimini 1880’de terkederek ressam olmaya karar vermiştir. Munch, 1883’de Oslo Sonbahar Sergisi’nde ilk defa olarak resimlerini göstermiş, aynı dönemde Oslo’nun sanat ortamına da girmiştir. Munch, hayatı boyunca tüm tepkilere karşın sanat çizgisinden taviz vermeden yoluna devam etmiştir ve henüz 23 yaşındayken, 1889 yılında, Oslo’da 110 eserden oluşan ilk kişisel sergisini açmıştır.

Ruhsal ve duygusal konuları işlediği resimleriyle tanındı. Alman dışavurumculuk akımının gelimesine önemli katkıları oldu. Başlangıçta resimlerinde egemen olan içe dönük ve karamsar havanın yerini, yaşamının son yıllarına doğru yaşama sevinci almıştır.

1891 yılında Nice’de, Hayat Frizi adlı seri resimler üzerinde çalıştı. 1892 yılında Berlin’de açtığı kişisel sergi, basının ve halkın büyük tepkisini çekti ve kapatıldı. Munch’ un Hayat Frizi çalışmaları üzerine yoğunlaştığı bu döneminde çizdiği “Ses” isimli resim; sanat tarihinin başyapıtlarından birinin, “Çığlık”ın ayak sesleri gibiydi.

Hayatın Frizleri adlı serinin bir parçası olan Çığlık - Scream (1893; ilk adı ile Umutsuzluk), tablosunda Munch hayat, aşk, korku, ölüm ve melankoli gibi öğeleri işledi. Çığlık, Munch’un sanatında o zaman kadar etkili olmuş farklı konu ve üslup kaynaklarının olağanüstü bir bileşimidir. Diğer pek çok eserinde olduğu gibi bunun da birçok versiyonunu yaptı. 1994 ve 2004 Yıllarında iki versiyon çalındı, her ikisi de tekrar bulunmuştur.

Paris, Berlin gibi sanat merkezleri ile Norveç’te yaşamını sürdüren Munch, bir yandan kadın ve kadının erkeğin iç yaşantısındaki yerini irdelediği (Erkek ve Kadın/ 1898, Öpüş/ 1897, Hayat Dansı/ 1897- 99) resimlere yoğunlaşırken, diğer yandan erken kariyerinin değişmez teması olan hastalık ve ölüme de ilgi göstermiştir (Ölüm Döşeği/ 1895, Hasta Odasında Ölüm/ 1895, Ölü Anne ve Çocuk/ 1897- 99). 1937’de Nazi yönetimi, Munch’un Alman müzelerindeki çalışmalarından 82’sini ‘yoz sanat’ şeklinde nitelemiş ve çoğunu satmıştır.

Eserlerinden diğerleri;
Adam and Eve, Angustia, António Ramos Rosa, Ashes, Beso, Separaz, Girl on a Bridge, Golgotha, Madonna, Melancholy, Gelosia, Puberty, Red Virginia Creeper , Starry Night, The Kiss, the storm,vampiro, Two Women on the Shore, The Sick Child, Çığlık-Scream.

16 Haziran 2010 Çarşamba

1898-1987 yılları arasında yaşayan ve hat sanatından esinlenerek gerçekleştirdiği soyut yapıtlarıyla tanınan ressamımız...

Elif Naci (1898 - 1987),

Ressamlık, müzecilik, yazarlık gibi çeşitli uğraşları bir arada yürütmesiyle olduğu kadar, nüktedanlığı ve çelebi kişiliğiyle de tanınan Elif Naci 8 Mayıs 1987’de İstanbul’da öldü. 10 Ağustos 1898’de Gelibolu’da doğan Elif Naci 1914’te Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girerek resim bölümünde İbrahim Çallı’nın öğrencisi oldu. Gazeteciliğe öğrencilik yıllarında İfham gazetesinde başladı (1961). 

İleri Son Posta, Tan, Milliyet gazetelerinde çalıştı (1917-1937). 1937’de girdiği Cumhuriyet gazetesinde arşiv servisini kesintisiz 40 yıl yönetti. Sanayi-i Nefise’yi bitirdikten sonra Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’ne katılan Elif Naci ilk kişisel sergisini 1930’da açtı. 1933’te D Grubu’nu kuran ressamlar arasında yer aldı. Öğrencilik döneminde izlenimci anlayışın etkisinde kalan Elif Naci D Grubu içinde soyut anlayışa yöneldi. 

Resim çalışmaları yanında Ülkü dergisinde Türk sanatında çağdaşlaşma sorununu irdeleyen yazıları kaleme aldı. Bu döneminde Paul Klee, George Braque gibi çağdaş resim sanatının ustalarının yanı sıra, Hafız Osman, Mehmet Esat gibi hat ustalarından da etkilendi. 1940’lardan başlayarak 1970’lere değin resimlerine hat sanatının soyut özellikleri egemen oldu. Yaşamının son yıllarında “geometrik-soyut”a yöneldi. 

Türk-İslam Eserleri Müzesi müdür yardımcılığı ve müdürlüğü (1937-1956), Topkapı Sarayı Müzesi müdür yardımcılığı (1962-1963) görevlerinde de bulunan Elif Naci’nin, 1976’da resim ve basında 60. yılı bir jübileyle kutladı. On Yılda Resim 1923-1933 (1933), Şarkta Resim (1943), Anıtlarından Damlalar (1981) yayımlanmış kitaplarından birkaçıdır.

2 Haziran 2010 Çarşamba

Norveç' li kaşif Nansen' in buza dayanıklı gemisinin adı...

Fram,

Norveçli Fridtjof Nansen, (1861-1930) Kuzey Ku­tup Bölgesi'nde yaptığı keşiflerle tanınan, de­ğerli bir bilim ve devlet adamıdır.

Oslo yakınlarında Store-Fr0en'de doğan Nansen, 1880'de zooloji öğrenimine başladı. Öğrenimi sırasında İtalya ve Norveç' in çeşitli bölgelerinde araştırmalar yaptı. Grönland'ın buzlarını aşmak için yaptığı tasarıyı 1887'de halka açıklayan Nansen, 1888'de doktorasını tamamladıktan sonra Grönland'ı doğudan ba­tıya geçti. Ardından daha tehlikeli bir sefer için hazırlandı. Denizin sürüklediği tahta par­çalarının hareketini izleyerek, Kuzey Buz Denizi'nde Bering Boğazı'ndan başlayan ve Norveç Denizi'ne ulaşan bir akıntı olduğunu gördü. Buzlar arasında sıkışan bir geminin, bu akıntıdan yararlanarak, Kuzey Kutbu'na ulaşabileceğini düşündü. Büyük ölçüde ken­disinin tasarladığı ve buzlar arasında sıkışma­ya dayanabilecek bir biçimde yapılan Fram (İleri) adlı gemisiyle 1893'te yola çıktı. 

Kuzey Buz Denizi'nin Rusya kıyıları boyunca doğu­ya doğru ilerledi ve burada gemisini donan buzlar arasında bıraktı. Mart 1895'te geminin Kuzey Kutbu üzerinden geçemeyeceğini anla­dığında bir arkadaşıyla birlikte gemiyi terk etti ve buzullar üzerinden köpeklerin çektiği kızaklarla Kuzey Kutbu'nun 400 km yakınına kadar gitti. Buraya daha önce insan ayağı basmamıştı. Nansen ve arkadaşı, taştan ve mors derisinden yaptıkları kulübede, mors ve kutup ayısı etiyle beslenerek kışı geçirdiler. Yolda başka bir keşif ekibi tarafından gemiye alınan Nansen ve arkadaşı yolculuğa başladık­larından yaklaşık üç yıl sonra geri döndüler. Bu arada Fram da sapasağlam dönmeyi başar­mıştı. Gemi, bugün hala Norveç'in başkenti Oslo'da görülebilir.


Nansen, bir devlet adamı olarak 1905'te Norveç'in barışçıl bir yolla İsveç'ten ayrılma­sında etkin görev aldı. Kısa bir süre için İngiltere'de Norveç büyükelçisi olarak görev yaptı. Milletler Cemiyeti'nin ilk toplantısında Norveç heyetine başkanlık eden Nansen, I. Dünya Savaşı'nın sonunda Rusya'da savaş tutsağı olan Alman ve Avusturya-Macaristan askerlerinin ülkelerine geri gönderilmeleri işiyle görevlendirildi. SSCB yönetimiyle görü­şen Nansen bu görevi iki yıl içinde başarıyla sona erdirdi. Savaştan sonra Güney Rusya'da baş gösteren kıtlık yıllarında kişisel çabasıyla gerekli yardımı toplamayı başardı. Nansen, 1922'de, hiçbir ülkenin yurttaşı olmayan mül­teciler için Milletler Cemiyeti Pasaportu (Nansen Pasaportu) olarak bilinen kimlik belgesinin oluşturulmasını sağladı . Yaşamının sonuna kadar, Milletler Cemiyeti'nde etkin görev yapan ve çeşitli yardım çalışmalarını sürdüren Nansen, 1922'de Nobel Barış Ödülü'nü kazanmıştır.

30 Mayıs 2010 Pazar

"Yengeç Dönencesi", "Oğlak Dönencesi", "Kara İlkbahar", gibi romanlarıyla tanınmış ABD ' li yazar...

Henry Valentine Miller , ABD'li yazar.
(26 Aralık 1891, New York, ABD – 7 Haziran 1980, Kaliforniya, ABD) 
Yaşadığı dönemdeki edebiyat formlarının dışına çıkarak roman, otobiyografi, felsefe ve mistizmi karıştırarak kendi tarzını yaratmıştır. Kendi hayatından aldığı gerçekleri tekrardan kurgulayarak kitaplarına aktarmıştır.
1891'da Amerika New York’ta doğdu, 1980 yılında Los Angeles’ta öldü. Amerikan edebiyatı' nın ön önemli isimlerinden. Gençliği güç koşullar altında geçti. Çeşitli işlere girip çıktı. 1930-1938 yılları arasında Paris’te yaşadı, edebiyat ve sanat çevresine karıştı. Romanlarının konularını genellikle kendi fırtınalı özel hayatından aldı ve cesur bir dille aktardı. Türkçe’ye çevrilen başlıca eserleri Yengeç Dönencesi, Oğlak Dönencesi, Kara İlkbahar, Maroussi Heykeli, Anımsamayı Unutma, Seksus, Pleksus, Neksus Üçlemesi’dir.
Eserleri;
Yengeç Dönencesi
Oğlak Dönencesi
Aşk Mektupları
Big Sur ve Hieronymus Bosch'un Portakalları
Çılgın Üçlü
Neksus
Pleksus
Seksus
Rimbaud ya da Büyük İsyan
Kara İlkbahar
Hatırlamayı Hatırlamak
Cennette Bir Şeytan
Uykusuzluk
Merdiven Dibindeki Gülümseyiş
Clıchy'de Sakin Günler

17 Şubat 2010 Çarşamba

Fotoğraf sanatçısı, grafiker ve ünlü bir yönetmenimiz ...

Şahin Kaygun , 1951-1992,
Fotoğraf sanatçısı, grafiker ve yönetmen.

1951 yılında Adana' da doğdu. Güzel Sanatlar   eğitimini fotoğraf ve grafik dallarında yaptıktan sonra Saizburg Uluslararası Yaz Akademisi' ne katıldı. Yapıtları, Türkiye dışında Avusturya, Batı Almanya, İsviçre, İngiltere, A.B.D. ve Japonya gibi ülkelerde sergilendi ve yayımlandı.  Araştırmacı, atılımcı tavrının yanı sıra, kurallara bağlı kalmayı sevmeyen, bu nedenle alışılmışın dışında çalıþmalar yapan Kaygun, fantastik öğeleri grafik anlatımlarla desteklediği dışavurumcu yapıtlarıyla tanınıyor.

Türkiye’nin ilk polaroid fotoğraf sergisini açan ve bazı yapıtları Uluslararası Polaroid Koleksiyonu’ na da seçilen sanatçı fotoğraf dışında sinema ile de ilgilendi. 1987' de Afife Jale, 1988'de Dolunay adlı filmleri çekti. Ayrıca reklam filmleri yönetti.

Araştırmacı, yenilikçi tavrının yanı sıra kurallara bağlı kalmayı sevmeyen ve bu nedenle alışılmışın dışında çalışmalar yapan Kaygun fantastik öğeleri grafik anlatımlarla desteklediği dışavurumcu yapıtlarıyla tanınıyor. Art Film'in kurucusudur.

15 Şubat 2010 Pazartesi

Türk Asıllı İtalyan yönetmen, senaryo yazarı...

Ferzan Özpetek,(1959-İstanbul)

1959 yılında İstanbul'da doğdu. 1976 yılında, Roma' daki La Sapienza Üniversitesi'nde Sinema Tarihi öğrenimi yapmak üzere İtalya'ya gitti. Accademia d' Arte Drammatica yönetimindeki sanat tarihi ve kostüm derslerine devam etti. 1982 yılında birlikte ile Yaşayan Tiyatro'da çalıştıktan sonra " Scusate il ritardo "da Massimo Troisi'nin ve " Son Contento" da Maurizio Ponzi' nin asistanlığını üstlendi. Yapımcılığını Marco Risi ve Maurizio Tedesco'nun birlikte üstlendiği ilk filmi " Hamam ", 1997 Cannes Film Festivali' nde, " Yönetmenlerin Onbeş Günü " tarafından keşfedildi ve hem İtalya, hem de diğer ülkelerde eleştirmenlerin olduğu kadar seyircilerin de beğenisini kazandı. Uluslararası alanda başarı sağlayan film, İtalya' nın yanı sıra, İngiltere, Fransa, İskandinavya, Almanya, Hollanda, Japonya ve hatta " nüfuz edilmesi çok güç " olarak tarif edilen ABD' de gösterim imkanı buldu. Yönetmenin ikinci filmi "Harem Suare"nin çekimlerine 1998 yılında başlandı. Türk-İtalyan-Fransız ortak yapımı olarak gerçekleştirilen film, 1999 yılında Cannes Film Festivali' nin " Selection Officielle " kategorisine seçildi ve gösterildiği tüm Avrupa ülkelerinde önemli gişe başarıları elde etti. " Harem Suare " aycıca Toronto, Palm Springs ve Londra festivallerinden de resmi davet aldı. Özpetek'in "Cahil Periler" i , İtalya' da gösterimde bulunduğu haftalar boyunca en fazla izlenen İtalyan filmi oldu. Halen İtalya'da yaşamaktadır.

Yönetmenin filmleri;
  • Hamam 1997
  • Harem Suare 1999
  • Cahil Periler - Le Fate Ignoranti 2000
  • Karşı Pencere - La Finestra di Fronte 2002
  • Kutsal Yürek - Cuore Sacro 2005
  • Bir Ömür Yetmez - Saturno Contro 2007
  • Mükemmel Bir Gün - Un Giorno Perfetto 2008 
 Aldığı ödüller;
  • Cahil Periler - Roma´nın Kurdu Ödülü. Cahil Periler - Avrupa'nın Oscarı olarak adlandırılan "European Film Awards"a 3 dalda aday gösterildi.
  • Hamam - 37 ödül kazandı.
  • 34. Antalya Film Festivali, 1997, Hamam, En İyi Yönetmen
  • Karlovi Vary Festivali, 2003, Karşı Pencere - La Finestra di Fronte, En İyi Film, En İyi Yönetmen
  • 25. Seattle Film Festivali, 2004, Karşı Pencere - La Finestra di Fronte, En İyi Film
  • 31. Flanders Uluslararası Film Festivali, 2004, Karşı Pencere - La Finestra di Fronte, Canvas Halk Ödülü

9 Şubat 2010 Salı

“Tepedeki Oda”, “Çılgınlar Gemisi”, “Onca Yoksulluk Varken” gibi filmleriyle tanınmış Fransız sinema oyuncu ...

Simone Signoret,

Simone Henriette Charlotte Kaminker (d. 25 Mart, 1921 - ö. 30 Eylül, 1985), İsrail kökenli Fransız oyuncu ve yazardır.

II. Dünya Savaşı sürecinde İngilizce öğretmenliği yaparken, 1942 yılında Jean Boyer'in kendisine Le Prince Charmant filminde küçük bir rol vermesiyle beyazperdede yerini aldı. Ancak sinema dünyasında adını duyurması 1946'da oynadığı Macadam filmindeki "Gisele" rolüyle oldu. 1959 yılında En İyi Kadın Oyuncu Oscarı'nı alarak, yerini perçinleyen Signoret, 1944 yılında yönetmen Yves Allegret ile evlenerek bir kız çocuğu sahibi oldu. Bu evliliğini 1949 yılına kadar sürdüren sanatçı 50 civarında filmde rol alarak birçok ödül kazandı. 1951 yılında tanıştığı oyuncu Yves Montand ile evlenerek ölünceye kadar birlikte oldu. 40 yıllık oyunculuk kariyerinin yanında, yazarlık da yapan Signoret, sinema alanındaki birikim ve deneyimlerini üç kitabında edebiyat alanına taşıdı. İlk iki kitabı anılarını içeriyordu; Özlemin Eski Tadı Yok ve Yarın Gülümsüyordu. Elveda Volodia adlı yazınsal nitelikli üçüncü kitabını da yazan oyuncu, Caz
sanatçısı Nina Simone'un sahne isminin kaynağı olmuştur.

Aldığı ödüller; 
Akademi Ödülü 1959 Room at the Top (Oscar)
BAFTA Ödülü 1952 Casque d'or 
1957 The Crucible 
1959 Room at the Top 
César Ödülü 1977 Madame Rosa 
Emmy Ödülü 1966 A Small Rebellion 
Best Actress Award (Cannes Film Festival) 1959 Room at the Top 
National Board of Review Award for Best Actress 
1959 Room at the Top 
Gümüş Ayı Ödülü.