Translate

şamanist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şamanist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Yakut Türkleri inanışında kötü ruhların adı...

Abası,
Abası, Albız, Albis, Almış, Albastı, Alkarısı.

Yakut mitolojisinde, kötülükleri simgelediklerine inanılan ve korunmak için kendilerine kurbanlar sunulan, kötü ruhlara verilen ad.  Eski Türklerde, Orta ve Batı Türklerinde Albastı, Alkarısı; Osmanlı metinlerinde Albız; Uranha, Tuba Türklerinde Albis; Altay Türklerinde Almış ismi olarak hep kötü ruhları adlandırmıştır.


Yakut Türkleri kendileri için Saha adını kullanmaktadır. Rusya Federasyonu içinde Yakutistan' da yaşayan Türk halkı, Sahalar(yakutça), Yakutlar' dır. Bu halkın ilk başlarda dini Asya' da olduğu gibi şamanizmdi. Ancak zamanla değişerek Hıristiyanlık olmuştur. 18. yüzyılın sonunda Yakutların yarısı Hıristiyanlaştırıldı. Kiliseler açıldı, Yakut dilinde ibadetler başladı. Ancak Hıristiyanlaşan Yakutlar Şamanlık' taki dini gelenek ve ibadetlerinden vazgeçmediler.

Yakutlar'ın, Hun Türkleri'nin bir kolu olan Kurıkanlar'dan (Güligan) veya Sakalar'dan geldiği yolunda görüşler vardır. Rusya Federasyonunun en geniş Slav kökenli olmayan ve yüz ölçümü 3.103.000 km² olan Yakutistan' da altın, elmas, kurşun, kömür gibi madenler önemli kaynaklarıdır. Ülkede çok sayıda göl ve nehir bulunmaktadır. Irmakların en uzunu 4.700 km.lik Lena' dır. Yakutlar, ren geyiği yetiştiriciliği, avcılık, balıkçılık ve Lena Vadisi' nde yapılan tarımla geçinirler. Bu günkü Yakut Özerk Cumhuriyeti 1922'de kurulmuştur.

Sahalarda (Yakutlarda) ruhların en büyüğü en görkemlisi Aan Alahçın Hatun. Bu ruh iyi kalpli ve insanlara, hayvanlara yardım eder ve doğanın iyi olması için çalışır. Kayın ağaçlarında oturan bu ruh, düz yeşil alanlarda küçük kasırga olup gezer. Ot, ağaç ve bitkilerin ruhlarını temsil eden, Ereke, Cereke, Kırbadahın ve kırgıttar adlı ruhların, Aan Alahçın Hatun' un çocukları  olduğu rivayet edilir.

Yakut Türkleri...

Sahalar, Yakutlar,
Rusya Federasyonu içindeki Yakutistan' da yaşayan Türk halkı. 

Yakutistan Cumhuriyeti,
Kuzeydoğu Sibirya’da Kuzey Buz Denizi’ne dökülen Lena, Yana, İndigirka ve Kolıma ırmaklarının havzasında yer alır. Yakutistan nüfusunun % 50.5′i Ruslardan % 36.9′u Saha ( Yakut ) lardan oluşmaktadır. Geriye kalan yaklaşık % 13′lük kısım ise Ukrain, Kazak, Tatar ve Azerilerden müteşekkildir. Başkent Yakutsk′ dur.

Yakutlar Sibirya’nın kuzeydoğusunda yaşayan bir Türk boyu.  Sahalar adıyla da bilinen Yakutların, Gulıganlarla (Kurıkanlar) Tunguzların karışmasından meydana geldiği tahmin edilmektedir.Yakutlar, 10. yüzyıldan sonra, Moğol istilaları yüzünden yurtlarını terk ederek, Selenga Irmağının aşağı kıyılarında, Angara ve Lena ırmaklarının yukarı bölgelerine göçtüler.  M.S. 6-10′uncu yüzyıllarda güneyden gelerek yerleşen bir Türk boyu olan Yakutlar ( Sahalar ) 17′ inci yüzyılın ilk yarısında Rus Çarlığının denetimine girdi. Yakutistan’ın en büyük kenti olan Yakutsk eyaleti 1632′de kuruldu. 1638′de Yakutsk eyaleti ( Voyevodstvo ) oluşturuldu ve bu topraklar Rusların yerleşimine açıldı. Ruslar özellikle Lena nehrinin orta kesimi boyunca sıralanan şehirlere yerleştiler.  1620-1630 yılları arasında tamamen işgal ettiler. Yakutlar, zaman zaman ayaklandılar ise de, bir netice elde edemediler. Bu tarihten sonra Yakutların büyük çoğunluğu, Rusların etkisiyle Hıristiyanlaştı. Buna rağmen Şamani inançlarını da devam ettirmişlerdir. Yakutistan, Çarlık Rusya’sında siyasi suçluların sürgün edildiği bir ülke durumuna geldi. Yakutistan, Sovyet Sosyalist Muhtar Cumhuriyetini kuruldu (1922). 

1 Ekim 2009 Perşembe

Orta Asya'da yaşayan Şamanist Türkler arasında çeşitli şeylerden anlam çıkartarak bakılan fal


Irım,

Kırgız Türkçesinde ırım “alâmetlere, fallara inanma” anlamına gelirken, Kazak Türkçesinde inanç anlamında kullanılmaktadır. Altay Türklerinde gaipten haber veren falcılar da ırımçı adıyla bilinmektedir. 

Yakut Türkleri arasında da kürek kemiği falı şamanist inançlarınbir gereği olarak geniş bir yer tutmaktadır. Yakut ve Karagaşlar kürek kemiği falı için geyik kemiğini tercih ederler. Kürek kemiği falı ile ancak kaybolan nesneler hakkında bilgi sahibi olmanın mümkün olduğuna inanan Sagay Türkleri için en doğru söyleyen kemik, koç kemiğidir.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Şamanist Türklerde, doğal nesnelerde bulunduğuna inanılan ruhlara verilen ad...

İzi,

Şamanizm, büyüye dayalı bir kabile dini olma özelliği taşımaktadır. Şamanizm’ in, Türklerdeki varlığından bahseden ilk delilin 519 yılında Cücenlerden kaldığı söylemektedir. Bu tarihte bir kadın şamanın, güz mevsiminde ovada çadır kurarak yedi gün oruç tuttuğunu ve dualar ettiğini açıklamaktadır. Şamanizm’de beş kutsal unsur vardır. Bunlar; demir, toprak, ateş, su ve ağaçtır.

Şaman inanışına göre evren üç bölümden oluşmaktadır.

Gök:
Aydınlık olandır. Orada iyilik, güzellik ve mutluluk vardır. Tam anlamıyla bir cennet
demektir. 17 kattan oluşmaktadır. En büyük Tanrı/ruh olan Ülgen, eşi ve çocukları ile kendisine bağlı iyi ruhlar orada oturur.

Yeryüzü: İnsanların yaşadıkları yerdir.

Yeraltı: Karanlık olandır. 14 kattır. Kötülüklerin, bahtsızlıkların, çirkinliklerin hüküm sürdüğü yerdir. Bu nedenle cehennem demektir. Korkunç bir tanrı/ruh olan Erlik, ailesi ve ona bağlı kötü ruhlar yeraltında bulunurlar.

Tunguzca şaman, saman; Mançu dilinde sama’dır. Türk kavimlerinde ise, şaman sözcüğü “kam” sözcüğüne karşılık gelmekteydi. Şamanların; sihirbazlık yapan, hastaları iyileştiren, gaipten ve gelecekten haber veren, ruhları bedenlerini terk edip tekrar dönen, at üstünde göğe yükselip Tanrıyla konuşan, doğa güçlerini istediği gibi yönlendiren, ateşin yakıcılığından etkilenmeyen, ölmüş hayvanları kemiklerinden tekrar dirilten, kadın-erkek müşterek ayinler yapan ve tahta kılıçla savaşan insanlar oldukları bilinmektedir.

7 Haziran 2009 Pazar

Güney Sibirya' da yaşayan Altay Türklerinin destanı...

Maaday Kara,

Maaday-Kara Destanı, Sazon Saymoviç Surazakov tarafından Altaylı ünlü kayçı Aleksey Grigoryeviç Kalkin’ den 1963 yılında derlenmiştir. Derlenen metin tamamen manzum olup 7739 mısradan oluşmaktadır. 1973 yılında Moskova’da “Maaday-Kara, Altayskiy Geroiçeskiy Epos” adıyla yayımlanmıştır.

Destanın başkahramanı Kögüdey Mergen, diğer Güney Sibirya Türk destanlarında olduğu gibi babasının intikamını almak için yola çıkmıştır; yalnızdır ve tek başına mücadele vermektedir. Yanında atı vardır; at ona hem hizmet etmekte hem de akıl verip yol göstermektedir. Maaday-Kara’nın oğlu Kögüdey-Mergen, yeraltı âlemi ve gökyüzü ile ilişkiye girer; annesini ve babasını ölümden geri getirmeye ve onların öcünü almaya uğraşır. Duygu yüklü bu olaylar, bir bireyin sevdikleriyle beraber olma arzusu ve bir hayat tecrübesi şeklinde yorumlanabilir.