Translate

kese etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kese etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2014 Cumartesi

Halk dilinde deride kalınlaşmış kir tabakasına verilen ad ...

Kerme,
Halk ağzı, Halk dili,
Deride kalınlaşmış kir tabakası.
Pul pul kalkmış deri. 


Halk içinde hamamda veya banyoda kese ile vücudun kiri keselenip de çok fazla kir dökülürse ya da kalın bir kir posası çıkarsa derler ki; oklava gibi, kemre gibi terimleri çok kullanılarak benzetme yapılır.  




Deride kirin çok olması hali için halk arasında kirtin kelimesi kullanılır. Yani kalınlaşmış kir tabakası anlamındadır. Hani derler ya, "elleri kirtin bağlamış" diye. Ellerde ve ayaklarda oluşan derinin kalınlaşmış ve sertleşmiş haline ise nasır denir. Ölü deri hücreleri birikerek bir keratin tabakası oluşturur ki bu nasırdır. 

Ayrıca kerme kelimesinin diğer anlanları şöyledir. ;
Etli ve yuvarlak olan uyluk başı.
Kemre,
Gübre, tezek.
Hayvan gübresi. 
Kurumuş hayvan gübresi,
Ahır ve ağıllardan çıkarılan gübre.
Erzincan yöresinde, koyun ağıllarında yerde biriken, tabaka halindeki sıkışmış gübre. 
Kepek, Başta olan kepek.
Saç kepeği.
Yara kabuğu.
Yara ağzındaki kabuk. 
Yara üstünde oluşan kabuk. 
Burunda kurumuş sümük.

26 Şubat 2014 Çarşamba

Etoburların bağırsaklarında yaşayan tenya türü ....

Ekinokok, (Fr. échinocoque, İng. echinococcus ).
Bir şerit cinsi.
Tenidae familyasından şerit biçimli bir asalak.
Etoburların gelişmiş dönemlerinde bağırsaklarında yaşayan bir tenya türü şerit.
Köpek ve kurtlar, nadiren kedilerde de bulunan bir parazit olup larvaları memeli canlılarda büyüyerek hidatik kistleri oluştururlar.

Köpek, kedi gibi etçil memelilerin bağırsaklarında yaşayan tenya türüne denir. Bu şeritler (Echinococcus granulosus) ekinokokus yaklaşık 5 mm. uzunluğunda olup yumurtaları insanlara sindirim yoluyla bulaşır. Parazitin yumurtaları köpek, kurt ve nadiren kedi gibi hayvanların dışkılarıyla dışarı çıkar. 

Bu nedenle köpek ve koyun sürüsünün beraber olduğu yerlerde, köpeklerle birlikte olan insanlarda daha çok görülür. Bulaşan bu yumurtalar bağırsaklarda embriyo haline gelir. Bu şekilde kana geçer. Kan vasıtasıyla karaciğer ve benzer organlara taşınır. Kistler karaciğerlerde oluşur. Bu embriyolar karaciğerden sistemik kan dolaşımı aracılığıyla akciğer, dalak, böbrek, kemik, beyin gibi  organlara taşınabilir. Büyüklüklerine bağlı olarak yerleştikleri organlarda ciddi sağlık problemlerine yol açarlar. İlaçla tedavisi tam mümkün olmayabilir. O durumda cerrahi müdahale gerekir.

23 Mayıs 2010 Pazar

Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın...

Natır,

Arkeolojik çalışmalarda farklı tarihlere uzanan hamam kalıntıları bulunmuş olsa da, günümüz hamamlarına çok benzer işlevler gören, içi ısıtılan, sıcak su akan binaların yaygın olarak ilk kez M.Ö. 5. yüzyılda Atina'da kullanıldığı kabul ediliyor. Bu daire planlı yapılar, dikdörtgen planlı yan odalarla destekleniyor ve sobayla ısıtılıyordu. M.Ö. 33'te Roma'da 170 genel hamamın olduğu belirtiliyor: "Romalılar hamama 'thermea' derlerdi. Bu ifade binlerce yıl içinde çok az değişerek Türkçe'ye de girmiştir. Bazı bölgelerde kaplıcalara hâlâ termal adı verilir.

Erkek ve kadın hamamının ayrı olmadığı "tek hamamlar" ya da "kuşluk hamamı"nda , gündüzler kadınlara ayrılır, erkekler sabah erken saatlerde ya da gece yıkanırmış. Kadınlar öylesine gümbürtülü, öylesine cümbüşlü eğlenirlermiş ki, hamamın temizlenmesi iki saate yakın sürdüğünden erkekler pek bir şikâyet edermiş. Yine evlilik çağına gelmiş genç kızlar, önce hamamda görücüye çıkarlarmış.
Yine yakın zamana kadar İstanbul'da rastladığımız ayı oynatıcıları, ayıları geriye yatırarak yaptırdıkları hareketi, "Hadi göster bakalım, hamamda kocakarılar nasıl bayılır?" komutuyla başlatırlardı. "Hamam anası", "hamam parası", "hamamın namusunu kurtarmak", "hamam gibi olmak", "han hamam sahibi" ve daha yüzlercesi...
Günlük yaşantımıza girmiş deyimler, hatta Avrupalı gözünde Osmanlı ya da Türk denildiğinde ilk akla gelen sözcük. Edebiyatta, sinemada, anılarda ayrı bir yere sahip, oryantalizmin gizemli dünyasındaki baş mekân. Dört yanı çevrilmiş işlemeli duvarları ve kubbeli yapısıyla sadece temizlenilen bir yer değil, toplumsal hayatın vazgeçilmez bir parçası, tellağı, natırı, külhanbeyi ile yaşayan ve kuşaklar boyu aktarılan bir kültürün simgesi...

Hamamına özgü terimler;
Külhan: Hamamların ısıtıldığı, kapalı ve geniş ocak 
Sıcak halvet: Külhanın üstü  
Soğuk halvet: Külhana uzak olan yer  
Natır: Müşteriyi yıkayıp keseleyen kadın çalışan  
Tellak: Müşterileri yıkayıp keseleyen erkek çalışan
Peştemal: Örtünmek için kullanılan ince dokuma  
Takunya: Hamam terliği

5 Temmuz 2009 Pazar

İçi yağ gibi sıvı bir madde ile dolu olan patolojik torba...

Kist, (Fr. kyste, İng. cyst ).
Kese,  (Yun. kystis=kese) 

İçinde sıvı veya yarı katı materyal bulunduran kese biçiminde oluşum. Tıpta, vücudun her hangi bir yerinde çıkabilen içi su dolu keseciklerdir. Dışı kabuk bağlayabilir.

Bedenin çeşitli yerlerinde oluşabilen, içi sıvı, bazen de katı madde dolu olan keseciklerdir. Değişik büyüklüklerde olabilirler. Kistlerin çoğu selimdir. Başka bir deyişle, kendileri büyürler, ama çevre dokulara yayılma, onları istila etmezler. Vücuda yayılmaz, onları istila etmezler. Öteki dokuları da istila edenler habistir(kanser). Kistler evde tedavi edilemez. Kanser tehlikesi olduğundan, aşağı yukarı bütün vakalarda, kistin türünün ve doğasının doktor tarafından belirlenmesi gerekir. Çoğunlukla ameliyatla çıkarılır ve laboratuarda incelenir.  Kistler genellikle deri, kemik, meme, gözkapağı, böbrek, karaciğer ve yumurtalıklarda görülür. Bazen iki ya da daha fazla bölümlü olurlar. Birçok küçük kistin bir araya toplanmasına polikist (çok kist) denir.  

Kist ya da şişlik, çoğunlukla bilinmeyen bir nedenle, apansızın oluşur.  Bazı kistler, beden gelişmesindeki bir bozukluk nedeniyle oluşurlar. “dermoid kist” olarak adlandırılan kist türü, bazı deri hücrelerinin derialtında gömülü kalması sonucu ortaya çıkar. Zamanla bu hücreler sıvı salgılarlar ve bölgede kist ortaya çıkar.  Polikistik böbrekte ise, böbrek borucukları, sağlıklı bir boşaltım sistemi oluşturacak biçimde bağlantı yapmamış olduklarından, idrar gerektiği gibi boşaltılamaz ve birikerek borucukları şişirip kistler oluşturur.  

Kistin belirtileri, türüne ve bulunduğu yere göre değişir. Kist derialtındaysa, hasta bir şişlik hisseder. Kist yumurtalık gibi bir iç organdaysa karında duyarlılık ya da genel bir şişme görülür. Kist büyüdükçe komşu organlar sıkışır.  Çoğu vakada hekim, elle muayenede kisti hisseder ya da röntgenle ve radyoizotop tarama yöntemleriyle doğrudan görür. Bazı kistler, iyice şişmiş olduklarından, üstlerine bastırıldığında ağrıya yol açarlar. Deri yüzeyine yakın bir kist, elle bastırıldığında, yumuşak bir topun bastırılmasına benzer bir duyum yaratır.  Erbezlerini çevreleyen derideki kistler (hidrosel gibi) sıvı içerirler ve ışığa tutulduklarında, erbezlerinin ışığı geçirmesine karşılık-, rahatlıkla görülürler. “translüminasyon” denilen bu yöntemle kistin konumu ve boyutları kesin bir biçimde belirlenir.  

Kist kanser değilse, çıkarıldığında yinelemez. Ancak bazı selim kistler de yineleyebilir. Yeni kistler oluşursa (sözgelimi memede olduğu gibi), her birinin yapısı ve doğası yönünden incelenmesi gerekir.