22 Haziran 2010 Salı

Okyanusların çok derin kesimlerine verilen ad...

Abis, (Latince Abyssus, Yunanca Abyssos, Dipsiz'den Fransızca Abysse),

Okyanusların çok derin yeri (2000m.' den derin) ve daha özel olarak, güneş ışığının erişemediği kesim.

Yeryüzünün yarıdan fazlası abislerle kaplıdır. Abislerin özellikleri, önce sondajla (dipten örnek getiren sondaj kepçeleriyle), sonra doğrudan ulaşılarak (Piccard batiskafı, 1953) ve denizaltı, film ve televizyon çekimiyle belirlendi.
Biyolojik bakımdan abisteki koşullar yeraltı sularındaki koşulları andırır. 600 m' den derinde tam karanlık (dolayısıyla "üretici"lerden, yani alg'lar gibi klorofili! bitkilerden tam yoksunluk) ve beslenme açısından, ışık alan yüzeysel sulardaki kaynaklara tam bağımlılık. Bu bağımlılık, abisteki hayvanları üç türlü beslenmeye yöneltir. Az derinde yaşayan canlı avları yakalamak için biraz yukarı çıkmak, "hiç durmadan yağan kar gibi" (R. Carson) dibe doğru düşmekte olan ölü varlıkları geçerken kapmak, dibe ulaşan artıkları ya da dipte yaşayan canlıları (bentos) yakalayıp yemek.

Abis balıklarının çoğunda ağız, gövdeye göre oldukça büyüktür; bazılarındaysa yukarıya dönüktür (saccopharynx). Abislerin karanlık oluşu buradaki kör ya da tersine çok iri gözlü türlerin çok oluşunun nedenidir. Bu canlıların birçoğunda, hatta kendileri kör olsa bile. görebilen avları çeken (ışık saçan) organlar vardır. Dipte yaşayan canlılar büyük derinliklerdeki ince unsurlu çamura batmamak için uzun bacak ya da geniş yassı taban gibi özel organlara muhtaçtır. Abislerde hiçbir şey hızlı değişmez ve koşul sürekliliği gösteren böyle bir ortama uyarlanmış hayvanlar hızlı basınç, sıcaklık ve tuzluluk değişikliğine pek dayanamazlar. Milyonlarca yıldan beri yüzeyde kaybolmuş pek çok yaratık, yeryuvarın ve biyolojik evrimin dışında kalarak hâlâ abislerde yaşamaktadır. Abislerde yumuşak yaratıkların çokluğu ve balık iskeletlerinin kırılganlığı, derin sularda kalker oranının çok düşük olması yüzündendir. Bireylerin birbirinden ırak olması erkek ve dişinin karşılaşmasını güçleştirdiğinden, dişinin üzerinde asalak yaşayan "cüce erkek" li türler ortaya çıkmıştır.

Doğurgan ya da çabuk gelişen türlerin çokluğu, kendi yumurtalarını kuluçkalayan ya da herhangi bir biçimde koruyan türlerin varlığı da bu yüzdendir.

Hiç yorum yok:

Google+ Followers